Mehmed Fatih Çıtlak

Kavram

İstiâze

7 eserde · 21 geçiş 336 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “İstiâze”

Allah Teâlâ’ya, huzurundan kovulmuş, her türlü cennet ve cennet nimetinden mahrum bırakılmış şeytandan ve şeytanlıktan sığınırız. Bu cümlenin Türkçesi “Eûzübillâhi mineşşeytânirracîm”dir. Yani hepimizin söylediği bu duânın mânâsı budur. Bugünkü sohbetimize şeytanla ilgili bir hikâyeyle başlayacağız.

Birlik'te Sohbet

“Allâhümme ente rabbî, lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va‘dike me’s-teta‘tü, eûzü bike min şerri mâ sana‘tü, ebûu leke bi-ni‘metike aleyye ve ebûu bi-zenbî, fağfirlî zünûbî, fe innehû lâ yağfiru’z-zünûbe illa ente.”

Senin Ramazanın

Birçok meraklı bakışın kendisine çevrildiği Hahambaşı ‘Eûzübesmele’ çekerek aşr-ı şerîfe başlamadı mı? Kulaklarıma inanamadım. Sonra da Tâ-hâ sûresinin ilk sayfasını mükemmel bir kıraat ve tecvidle, İstanbul ağzı diye tâbir edilen üslûpla eksiksiz, hatasız okudu. Aşrı bitirdikten sonra Postnişîn Efendi’ye hitâp ederek; ‘Müsaade buyurur musunuz Efendi Hazretleri, bir de meâlini arz edeyim?’ dedi. ‘Buyrun!’ diye mukâbelede bulundu Postnişîn Efendi.

Birlik'te Sohbet

Hocaefendi; ibadetlerde, tesbihâtta ve salâvat-ı şerîfelerin okunması sırasında uyuşukluğu hiç sevmezdi. Salâvatların şevk, muhabbet ve heyecanla okunmasını teşvik ederdi. Bu nev’i uyuşuklukların şeytandan olduğunu da yeri geldikçe tembih ederdi, “Kâbe’de bile insana böyle bir uyuşukluk gelse hemen canlanacaksın, alçak sesle okumayı bırakıp yüksek sesle okuyacaksın. Öyle uyuşuk uyuşuk durursan, gelir üzerine basar. Hemen celâlini takın, ‘Eûzübillahi mineşşeytânirracîm’ de.

Nur Kandili

Rahmetli Ekrem Abi ve kıymetli büyüğüm İzzet Efendi anlatırlardı. Hocaefendi vesaite binip İstanbul’dan Edirne’ye hareket ederken eûzü besmeleyi çeker, Fatiha’yla ezberden Kur’ân-ı Kerîm’e başlar; Edirne’ye yaklaştıklarında “minelcinneti vennas.” âyet-i kerîmesiyle hatmini tamamlarmış. Takribi dört dört buçuk saatlik yolmuş o zamanlar, İstanbul-Edirne arası.

Nur Kandili

Velhâsıl, fevkalâde üzüldüm. Sonradan da “Sâhibi bilir, Cenâb-ı Hakk ıslah eylesin.” diye Hakk Teâlâ’ya havâle kıldım. Hakîm ve zarif birine Nas sûresi mütâlaa edilirken sormuşlar, “Şeytanın şerri mi yoksa insanın şerri mi daha fenadır?” diye. Hazret bir müddet tevakkuf eylemiş (durmuş, beklemiş), sonra mütebessim bir çehre ile “Bakın şöyle anlatayım.” demiş. “Eûzü besmele çekip Kur’ân-ı Kerîm’den âyetler okursunuz, şeytan hemen o meclisten kaçar.

Kırk Mektup

Kur’ân-ı Kerîm’i okurken kendini aradan çıkar. Eûzü besmeleyi çektiğin andan itibaren âdetâ Cenâb-ı Hakk’ın kelâmı için kendini vakfet, huzur-i ilâhiyyede eriyen bir mum gibi kendini aradan kaybet, erit. Güzeller güzeli Cenâb-ı Hakk’ın lûtfuna bak ki bizim ağzımızdan kelâmını çıkartıveriyor. Bu ne muazzam ve muhteşem mucizedir. Kıraat ederken (Kur’ân-ı Kerîm’i okurken) böyle bir lûtfa mazhar olduğun için dâimâ içinden Allahu zü’l-celâl’e hamd ve senâ duygularıyla niyâzda bulun.

Kırk Mektup

“Euzü billahi mine’ş-şeytani’r-racim. Bismillahi’r-rahma­ni’r-rahim. Her halime elhamdülillah, günahlarıma, fıskı fücuruma değil. Bugünlere ulaştıran Cenâb-ı Hakk’a hamd ü sena ederim. Her ne kadar gâfil ve günahkâr bir ümmeti olsam da Efendimiz’e(sas) salât ve selâm ederim. Düşmüşlere, düşkünlere, günahkârlara şefâat Efendimiz’in şanındandır. Meraklı kardeşim, hemen konuşmanın başında sana şunu söylemek isterim. Bu anlatacaklarım belki eksik olabilir, ama fazla değildir. Yani içinde yalan yoktur.

Aşkın Bir Noktası
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü