Kavram
Tesbih
Eserlerde “Tesbih”
Namazı kılıyorsun. “33 Sübhânallah, 33 Elhamdülillah, 33 Allahu ekber” tesbihâtını da yapıver. Çünkü bu tesbihâtı Efendimiz(Sas) hiç terk etmemiş, O’nun(sas) nûrlu ashâbı da bu tesbihâta çok ehemmiyet vermiş. Hadîs-i şerîf bölümümüzde bu tesbihle ilgili ifâdeleri bulacaksınız.
Birlik'te Sohbet ↗
Bildiğimiz kadarıyla dervişlerin dersleri, çektikleri tesbihât öyle ulu orta konuşulmaz. Ama bu arkadaşlar ya bu âdeti bilmediklerinden veyahut böyle konuşmayı âdet edindiklerinden bir müddet sonra çektikleri tesbihâtı birbirleriyle konuşmaya başladılar. İstanbul grubunda bulunan kişiler sohbetlerin ve derslerin güzelliklerinden bahsediyor ve cümlenin bir yerinde de çektikleri tesbihâtı söylüyorlardı. Biri diğerine “Geçen sene 60 bin tevhîd, 40 bin ism-i celâl, 6 bin salavât-ı şerîfe almış idim.
Aşkın Bir Noktası ↗
Bir de adetli tesbih çektiği hâlde anormal diyebileceğimiz durumlara düşenler vardır. Günde yüz bin, elli bin tevhid çeken, otuz kırk bin “İsm-i Celal” yahut başka türlü tesbih ve evradı olan kimselere rastlamaktayız. Şayet bu şahıslar mürşid ve üstad konumundalarsa buna aklımız ermez. Fakat hiçbir derviş böyle adetlerle tesbihatın altından kalkamaz.
Senin Ramazanın ↗
Kelime-i tevhîd yani “Lâ ilâhe illallah” zikrini, helâl ve güzel işlerde besmele çekmeyi, “Sübhanallahi velhamdülillahi velâ ilâhe illallahu vallahu ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm” veyâ “Sübhanallahi ve bihamdihî sübhanallahil’azîm” demeyi hangi mü’min küçük görebilir?
Birlik'te Sohbet ↗
İhsan Efendi oğlum! Cenâb-ı Hakk verilmiş olan Vird-i Settar’ın sırrına ve feyzine eriştirsin. Malûm, Vird-i Settar’ın söylenildiği gibi sabah namazından sonra okunması âdâbtandır. İstersen sabah namazını edâ eyledikten sonra malûm sünnet tesbihâtını yaparsın, duâ meyânında Vird-i Settar’ı da okuyabilirsin. Yâhut Âyet’el-kürsî okuduktan sonra doğrudan Vird-i Settar’a da başlayıp okuyabilirsin. Çünkü virdin sonunda 33 sübhânallah, 33 elhamdülillah, 33 Allahu Ekber sünnet tesbihâtı vardır. Her ikisi de câizdir.
Kırk Mektup ↗
İlk dört beş kelimeden sonra zâten kopmuştu. Bunun üzerine daha birçok şey söyledi fakat tam söz buraya geldiğinde birden ayıldım. Şöyle devam ediyordu, “Ondan sonra biz tesbihi dane dane çekmeyiz, elimizde böyle, böyle hızlıca fırıldak gibi çeviririz. Bak şimdi, dur sana anlatayım. Anlamadın sen.” Cebinden bir tesbih çıkardı. Bu sırada otobüsün anonsu yapıldığından müşkülümü çözmek için aceleyle îzah etmek istiyordu. İki eli arasında tesbihi hızlı birkaç hareketle devrettiriyordu.
Aşkın Bir Noktası ↗
Derin bir nefes almıştım, on dakika evvel “Biz niye bu kadar az tesbih çekiyoruz?” diye hayıflanırken karşımdaki adamdan daha fazla tesbih çektiğimi fark etmiştim. Şimdi ise haybeye niye bu kadar tane saydığımı düşünmeye başlamıştım. Bunun kolay yolunu biz daha evvel niye düşünemedik… Şaka bir yana karşımdaki tertemiz insanın o samimi duygularla bunu anlatırkenki halini gördüğümde vallahi ve billahi çok üzüldüm.
Aşkın Bir Noktası ↗
Daha evvelce de arz ettiğim gibi âile hayatı ve hanımların irşâdı mühim meseledir. Mezun olan hanımlar ders yapsın, hanımlar arasında sohbet açsın. Bunu teşvik ediniz. Hanımdan şeyh olmaz, yani hanım tesbihât veremez. Ama hocalık yapar. Mürşidin verdiği tesbihâtı hanım kardeşine tarif edebilir. Hiçbir erkeğin, mürşidin olmadığı mekânlarda vekâleten bazı tesbihâtı telkin etse de “Su geldi mi teyemmüm bozulur.” mûcibince bu durum ancak muvakketen olabilir (geçici bir süre içindir, aslî hâl değildir).
Kırk Mektup ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…