Kavram
Hatim
Eserlerde “Hatim”
Bu arada hocamın vefatını duyan talebeleri, hafızları, hatimlere başlamışlardı. Hatimler birbirini takip ediyordu. Sadece İstanbul’da değil, yakın iller ve Anadolu’da duyanlar, bulundukları yerde Kur’ân-ı Kerîm’e sarılmışlar, gözyaşları içinde hatimler indiriyorlar; talebeleri ve hafızları başka bir şey düşünemiyor, bir Kur’ân hizmetkârı için Kur’ân okuyarak teselli buluyorlardı. Kadın cemaati hatim indirmede âdeta birbirleriyle yarışıyordu. Herhalde hocamızın en son, en büyük kerameti bu idi.
Nur Kandili ↗
Buranın orijinal hocasına gelince… Hazret hatimle namaz kıldırırmış. Şimdi yine diyeceksiniz ki “Bunun neresi orijinal? Bir alay insan hatimle namaz kıldırıyor.” İyi ama bu zat ilerlemiş ömrüne rağmen hatimle kıldırmaya inat eder, iki saate yakın süren bu hatimle teravih macerası cemaat için çileye dönüşürmüş. “Baktı uzun kıldırıyor, arada çıksın.” diyeceksiniz… Ama ne mümkün?
Fatih Hatıratı ↗
Fatih Camii’nden söz açılmışken, çok önemli bir gelenekten de bahsetmek isterim. Fatih Camii mihrabında günümüzde de devam edegelen bir usul vardır: Hatim usulü... İmam Efendi cehri yahut hafi yani sabah, akşam, yatsı namazları ve öğle, ikindi namazlarında; imamette olduğu mihrapta hatim sürerdi. Mesela sabah namazında Muhammed Suresi’ni okudu ise;
Fatih Hatıratı ↗
Mukabeleyi dinlemek, hatim sevabı kazandırır lakin bu, Kur’an-ı Kerim’i hatmetmiş yani okuyarak başından sonuna kadar gelmiş bir kişinin durumuyla aynı değildir. Maalesef bunlar unutulan, dikkat edilmeyen, mukabele cemiyetlerinde layıkıyla ihdas edilemeyen meseleler olduğu için bu hatırlatmaları yapmak mecburiyetinde kaldık.
Senin Ramazanın ↗
Hatim veyâ hatimler tamam olduktan sonra, yüksek sesle Müslüman cemaate Kur’ân okunur. Bizler Sûre-i Rahman’ı okuruz. Zîrâ evvelce arz ettiğim gibi Rahman sûresi arus’ül-Kur’ân’dır (Kur’ân-ı Kerîm’in gelinidir). Hakk Teâlâ’ya müştâk olarak yaşayan sofi için de ölüm gecesi “şeb-i arus”dur yani düğün gecesi, vuslat gecesidir.
Kırk Mektup ↗
Şeyh İhsan Efendi kardeşim! Zât-ı âlinizin mazhar olduğu bu emânetlerin sizde hâl olabilmesi ve her türlü nefsânî, şeytanî musîbetlerden muhâfaza olunmanız niyetiyle dört yüz bin kelime-i tevhîd sürdüm ve hatm-i hazret-i Kur’ân okudum. Okumaya gayret ettiğim bu kelime-i tevhîdleri ve hatm-i hazret-i Kur’ân’ı, Cenâb-ı Hakk sizin maddî ve mânevî muhâfazanız için kabul buyursun. Bu dahi usûldendir.
Kırk Mektup ↗
Zamanın tarihçilerinin yani “vakanüvislerin” söylediklerine göre Mukaddes Emanetler yerlerine konulurken mecliste hazır bulunan kırk hafız nöbetleşerek hatim sürmüş, Sultan Selim Han da sefer yorgunu olmasına rağmen hem Kur’ân’ı hürmetle, ayakta dinlemiş hem de emanetlerin düzgünce yerleştirilmesine nezaret eylemiştir. Gene rivayet olunur ki kırkıncı hafız olarak da kendisi okumuş ve hatm-i Hazret-i Kur’ân ile Emanetler, Topkapı Sarayı’nda bugünkü yerini almıştır.
Nur Kandili ↗
Rahmetli Ekrem Abi ve kıymetli büyüğüm İzzet Efendi anlatırlardı. Hocaefendi vesaite binip İstanbul’dan Edirne’ye hareket ederken eûzü besmeleyi çeker, Fatiha’yla ezberden Kur’ân-ı Kerîm’e başlar; Edirne’ye yaklaştıklarında “minelcinneti vennas.” âyet-i kerîmesiyle hatmini tamamlarmış. Takribi dört dört buçuk saatlik yolmuş o zamanlar, İstanbul-Edirne arası.
Nur Kandili ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…