Zât
Şâh-ı Nakşibend
Eserlerde “Şâh-ı Nakşibend”
Bunca envâ-ı ulûmun noktadır hep mastarı, Böyle fermân eylemiştir zât-ı vâlâ Hayder’i, Bâ-ı Bismillah’tır ancak ehl-i Hakk’ın ezberi, Nakşibend sûretteyiz, lâkin Melâmî meşrebiz; İsm-i zâtı her nefes tekrar eden hak mezhebiz.
18 Beyit Dinle ↗
Büyük Nakşibendî şeyhi ve hatta pîr-i sânîsi Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhanevî, Câmiu’lMütûn isimli eserinde elfâz-ı küfür bahsinde şu mealde bir söz söyler: “Kalbine imân muhabbeti ve zevki yerleştirilmiş olan bir mü’mine, imânından dolayı tahkir etmek kastıyla cahil demek küfürdür.”
Huzur Defteri 1 ↗
Gönenli Mehmed Efendi “Elimden gelse dağlara taşlara okuttururdum.” buyururdu. Nakşibendî büyükleri, bu salâvat-ı şerîfenin sırrı hakkında açıklamada bulunurken sadece “Allah rızası için” okunmasını tavsiye ederler. Lâkin her türlü hacet için de dua mahiyetinde okunduğu ve tesiri görüldüğü tecrübeyle sabittir.
Nur Kandili ↗
Sâime Anne, Abdülazîz Efendi’ye, Hasib Efendi’ye, Mehmed Zâhid Efendi Hazretleri’ne kâtibelik yapmış, Nakşibendiyye’nin Gümüşhânevî koluna mensup ehl-i hal ve ehl-i keşif, sâliha bir hanım sultandı. Birçok defalar kerâmetine şâhid oldum. Kendisine kalben sual tevcîh ettiğimde cevabımı aldığım mübarek bir hanım anne idi.
Huzur Defteri 1 ↗
Tasavvuf yolunda, seyr-i sülûkta ilerlemek ve o ilerlemenin sonlarında daha hızlı yol kat edebilmek için her türlü bağdan kurtulmuş olmak lâzımdır. Bunu çok büyük bir zât söylüyor: Şâh Bahâeddîn-i Nakşibendî Hazretleri... Allah yolunda yürüyecek olanların ayaklarının hiçbir yere bağlı olmaması lâzımdır. Nerde kaldı ki, dünya malı
18 Beyit Dinle ↗
Fahreddîn Efendi Hazretleri’nin hâtıratında geçen bir zât da Bursa’da İsmail Hakkı Tekkesi poştnişîni Şeyh Ahmed Rüşdî Efendi’dir. Hazret Nakşibendiyye’dendir. Celveti Âsitânesi’ne postnişîn olacak ehil bir halîfe bulunmadığından kendisi tayin edilmiştir. Şeyh Fahreddîn Efendi bu zât ile karşılaştığında yanında Bursa Üç Kuzular Tekkesi Şeyhi Abdurrahman Efendi bulunmaktadır.
Huzur Defteri 1 ↗
Mevlevîler dönerek semâ’ eder. Bazı Nakşibendî kollarında hafiyyen, kalbî zikir esâsı ve hitâmında hatm-i hâcegân vardır. Halvetî, Bayrâmî olanlar devran, Kâdirîler, Rifâîler kıyam eder. Kimisi kırmızı tepeli tâc-ı şerif, destar kuşanır bir başkası haki veya ekru rengi tercih eder. Meydanlardaki genel terbiyenin hâricinde detaylarda farklılıklar olabilir. Ama unutulmamalıdır ki bunların hepsi terbiyeyi vermek için ihdâs edilmiştir.
Huzur Defteri 2 ↗
Osmanlı devrinde Anadolu’da fazla şöhretli olmasa da Arapların yaşadığı coğrafyada bizdeki Nakşibendî, Mevlevî, Halvetî tarîklerinin şöhret bulması gibi pek muteber ve meşhur bir tarîkattır Sa’diyye. Müessisi yani bu tarîki ictihad ile müessese hâline getiren zât Hazret-i Pîr Sâhib’ül-himmet Ebû’l-miskîn Sâdeddin el-Cibâvî Hazretleri’dir. Günümüzde hâl-i hazırda binlerce Sa’di dervişi Mısır, Fas, Cezayir, Sudan, Suudi Arabistan, Irak, Suriye bölgelerinde mevcuttur.
Huzur Defteri 2 ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…