Tarîkat
Kâdirîlik
Eserlerde “Kâdirîlik”
Gerek Nişancı Mehmed Paşa Camii gerekse hemen karşısındaki kabristanın yanında bulunan bina, Cerrâhî tekkesi olarak bir müddet hizmet vermiştir. Cami, önceleri Kâdirî tekkesi olarak hizmet verse de daha sonra Kâdiriyye halîfesi tâyin edilemediğinden Cerrâhî tarîkine hizmet için devredilmiş, orada bulunan ihvan hem Kâdirî, hem Halvetî neş’esini beraberce meşk eylemişlerdir.
Huzur Defteri 1 ↗
Bir Kâdirî şeyhi câmiye başında müjganlı kırmızı Kâdîrî tâcıyla (etrâfında ince kürk bulunan Kâdirî tâcıyla) va’z dinlemeye ve namaz kılmaya gitmiş. Kürsüdeki ham molla, cemaatin içerisinde bu zâtı görmüş. İnsan bilmediğinin düşmanı olduğundan, o da bu yolları bilmediğinden kalbindeki adâveti, lisânıyla kusuvermiş ve parmağıyla işâret ederek “Ne o?” demiş, “Başına kırmızı oturak gibi külâh geçirmişsin. Böyle acâyip şekilde câmiye geliyorsun.” diye nâsaz bir söz sarf etmiş.
Kırk Mektup ↗
Kâdirî, Rifâî ve Sa’dî tarîkatında zikrullah oturarak başlasa da ayağa kalkıldığında “kıyâmî” yani ayakta, sabit saf tutularak icra olunur. Ancak Anadolu’da Kâdirilik neşrolunduğunda Bayrâmî devran ve kıyam şekliyle de görülmüştür. Bunda büyük etken Hazret-i Pir-i Sâni Eşrefoğlu Rûmî’nin ictihâdî uygulamasıdır. Zîrâ bu zât-ı âli Kâdiriyye tarîkatında şeyh olmasının yanında Hacı Bayrâm-ı Velî Hazretleri’nin de hem damadı hem halifesidir. Bayrâmî tarîkatı da devran ederek zikrullah icra eder.
Huzur Defteri 2 ↗
İstanbul Tophane Cihangir mevkiinde çok önemli bir âsitâne yani pîr dergâhı vardır. “Kâdirîler yokuşu” ismiyle bilinen sokakta Hazret-i Pîr İsmâil-i Rûmî medfundur. Bu Hazret Dersaâdet yani İstanbul’un en kıdemli pîrlerindendir. Cenâb-ı Hakk sırrını takdis eylesin, âhirette bu güzel insanlarla beraber olmayı, haşr u cem kılınmaklığımızı nasip eylesin.
Huzur Defteri 2 ↗
Mevlevîler dönerek semâ’ eder. Bazı Nakşibendî kollarında hafiyyen, kalbî zikir esâsı ve hitâmında hatm-i hâcegân vardır. Halvetî, Bayrâmî olanlar devran, Kâdirîler, Rifâîler kıyam eder. Kimisi kırmızı tepeli tâc-ı şerif, destar kuşanır bir başkası haki veya ekru rengi tercih eder. Meydanlardaki genel terbiyenin hâricinde detaylarda farklılıklar olabilir. Ama unutulmamalıdır ki bunların hepsi terbiyeyi vermek için ihdâs edilmiştir.
Huzur Defteri 2 ↗
Meselâ, bir Nakşî dervişine bakarsın, aynı pîrden gelen o yolun kâmil dervişlerinin hem kokuları birbirine benzer hem de sîmaları. Hatta oturdukları mekânlarda bile neşet eden koku benzerlik gösterir. Halvetîsi, Kâdirîsi hepsi böyledir. Başlangıçta, dervişin sîması hiç şeyhine ya da yoldaki büyüklerine benzemezken seyr u sülûkunda merhale kat ettikçe bir bakarsın ki sîması değişmiş, ya mürşidine ya yolundaki zâtların sîmasına benzeyivermiş, çehresi, bakışı yol büyüklerini andırır hâle gelmiş.
Kırk Mektup ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…