Mehmed Fatih Çıtlak

Yer

Dergâh / Tekke

12 eserde · 640 geçiş 152 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Dergâh / Tekke”

Merkez Tekke Sünbül Sinan Âsitânesi’ne denir. Kocamustafapaşa Âsitânesi olarak da bilinen bu yer çok mühim bir makamdır. Sultan Fatih İstanbul’un fethinden sonra resmî olarak ilk tekke küşâdına(açılmasına) burada müsaade buyurduğundan o tarihten itibaren buraya “Merkez Tekke” denilmiş. Zîrâ meşâyih yani İstanbul’un belli rütbe sahibi şeyhleri tâyin edilen vakitlerde bu tekkede cem olurlar, aralarında istişâre eder, kararlar alıp, dervişâna ve İstanbul tekkelerine âit meseleleri görüşürlermiş.

Huzur Defteri 2

Koşa koşa Hazret-i Pîr Muhammed Nûreddîn Cerrâhî Âsitânesi’ne girip sığınır. Şimdi burada bir hatırlatma yapmak lâzım. Âsitânelerin diğer tekkelerden bir farkı da kendilerine has bir statüye sahip olmalarıdır. Malûm, âsitâne pîr dergâhına denir. Bu sebepten dolayı Osmanlı devrinde âsitânelere diğer dergâhlardan daha farklı haklar tanınmıştır. Bunlardan biri de şöyledir:

Huzur Defteri 2

İşte mollalardan ikisi Akdeniz Kapısı’ndan çıkar, üçüncü molla olan Hayreddîn Molla çıkacakken üzerlerine ateş açarlar ve öndeki ikisi ölür. Bu durumu gören Molla Hayreddîn hemen ters istikamete yani Karadeniz Kapısı’na doğru koşar, oradan çıkıp Çarşamba yolundan kaçmaya başlar. Koşa koşa Hazret-i Pîr Muhammed Nûreddîn Cerrâhî Âsitânesi’ne girip sığınır. Şimdi burada bir hatırlatma yapmak lâzım. Âsitânelerin diğer tekkelerden bir farkı da değişik statüye sahip olmalarıdır. Malûm, âsitâne pîr dergâhına denir.

Huzur Defteri 1

Fahreddîn Efendi Hazretleri de bunun üzerine tarihe mal olacak, mühim bir söz sarfetmiştir. “Efendi, ben o kanaatte değilim. Zira köksüz ağaç olmaz. Köksüz ağaç meyve vermez. İslâm dinini öğretecek kurumlar seddolunursa muhakkak tekkeler de seddolunur. Tekkeler de vazifesini yapamaz.” Hakîkaten de medreselerin kapatılmasıyla tekkelerin kapatılması arasında üç ay vardır. Üç ay sonra ‘Tekke ve Zâviyeler Kanunu’ münasebetiyle tekkeler kapatılmıştır.

Huzur Defteri 1

Koska Tekkesi diye bilinen bu dergâhın şeyhi meğerse göçmüş. Aman ne tesadüf ne tesadüf! Dergâhta on beş yirmi derviş ya var ya yok. Birkaç kaşarlanmış, sözüm ona kıdemli, dervişten çok külhanbeyine benzeyen tip var. Bunlar şeyhten sonra tekkede kalmışlar, hallerine bakılırsa âdetâ bu mekâna çökmüşler. Kıdemsiz dervişleri kendi ayak işlerine kullanırken, bir yandan da dergâhın akarlarından yani kira ve sâir gelirlerinden nemalanarak keyif ediyorlar.

Huzur Defteri 2

Şeyh Efendi burada tekke ve zâviyelerde “ayak çevirmek” tâbir olunan kovulmaya işâret ediyor. Dergâha gelip giden kişi yanlış bir fiil üzre ısrar ederse îkâz edilir, îkâzdan anlamazsa iyice bir derdest edilirdi. Eğer bu kötek ile de uslanmazsa dergâh kapısında paşmakları yani ayakkabısı ters çevrilirdi. Ters çevirmek, günümüzde pek anlaşılır bir tatbikat olmaktan uzaktır. Zîrâ biz misafiri uğurlamak için ayakkabıları kapıdan çıkış istikâmetine göre düzeltir, rahat giysin diye düşünerek ikrâmda bulunuruz.

Kırk Mektup

Kâmil Efendi’nin bulunduğu Eyüp’teki tekkeye Şeyh Türlü Tekkesi demelerinin sebebi de şudur: Oraya her tarîkattan kişi gelirmiş. Nakşîsi hatm-i hacegân yapar, Rifâîsi kıyam eder, Sa’dîsi kıyam zikriyle meşgul olurmuş. Hatta bazen birkaçı beraber gelip orada âyin-i cem ederlermiş. Tekkesine her türlü tarîkat mensubu geldiği için hazretin de adı ‘Şeyh Türlü’ diye kalmış. O Tekke’de kafes ve nefes yoktur. Kafesten kasıt hanımlar maksuresidir. Tekke’ye hanımlar gelmez. Nefesten kasıt ise hastaya okumaktır.

Huzur Defteri 1

Bu nev’î kimseler ıslah ve âbâd olmaktan uzaklaşmışlar lâkin tekkeden uzaklaştırılmamışlardır. Tarîkat tâbiriyle bu kimselere “yakındaki uzaklar” denir. Allah(cc) muhâfaza ve tövbe ihsân eylesin. Tekke kahvehâne değildir. Yâren sohbeti yapılmak için mekân, güreş tutmak için meydan, kendini satmak için pazar değildir. Hele kâmil ve ekmel olanlara kemâl taslama ve ukalalık yapma yeri hiç değildir.

Kırk Mektup
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü