Mehmed Fatih Çıtlak

Kavram

Sabır

11 eserde · 149 geçiş 461 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Sabır”

Şimdi hizmet dervişine düşen; sabırla, muhabbetle cemaatine, meclisine devâm etmektir. Muhabbet olursa, sabır kendiliğinden gelir. Muhabbet, aşka takallub (dönüşür) ederse sabra dahi hâcet kalmaz. Aşk gelince vücûd kalmaz ki akıl ve muhâkeme kalsın. Eziyet görmez ki halka sabretsin. Aşk ehlinin sabrı ancak maşûkuna vâsıl olmak içindir. İyi düşün bu sözü ve iyice anla!

Kırk Mektup

Sabırlı olmak, sabretmek halk arasında bazı insanlarda bulunan, bazısında bulunmayan ama sanki çok da önemli değilmiş gibi göz ardı edilen mühim bir ahlâktır. Bir yanlış anlayış da sanki sabır için ayrı bir efor ve gayret sarf edilmediği fikridir. Sanki sabır, hareketsizlik, pasif kalmak gibi anlaşılır.

Birlik'te Sohbet

Sabır “Duruma göre yapılması gereken en güzel hareketi ve ahlâkı başarabilmek için azimli olmak.” diye tanımlanabilir. Bir yerde haksızlık varsa bu durumu usulüne uygun şekilde düzeltmeye çalışmak; sabır gerektiren bir mücadeledir. Haksızlığı kabullenmek sabır değildir, Hakk’ı yerine getirmek için her türlü sıkıntıya göğüs gererek uğraşmaktır sabır.

Birlik'te Sohbet

Kıymetli evlâdım! Kişinin bilmediğine sabretmesi kolaydır; çünkü hâdiselerin sebeb-i hikmetini bilmez, dolayısıyla hükmünü tam veremez; iyi mi kötü mü, neticesini beklemek üzere sabreder. Esas mesele işin hikmetini, neticesini hatta ihâneti göre göre sabredebilmektir. Bizim büyüklerimiz âdetâ insan sarrafı olduklarından karşısındaki kişinin cibilliyetini, fıtratındaki şerri ve ileriye ma’tuf ihâneti görürler. Ve bunu bilmelerine rağmen sabrederler.

Kırk Mektup

Niyet bizim bütün hareketlerimizin ölçü noktasıdır. Haksızlığa mâni olmak ve Cenâb-ı Hakk’ın rızasını kazanmak için hareket ve gayrette bulunmak sabırdır. Güzel ahlâkın hâkim olabilmesi ve gene Cenâb-ı Hakk’ın rızasına uygun olarak sükûnetle beklemek yâhut nefsinden kaynaklanan istekleri tutmak sabırdır. En güzel ahlâk olan bu sabrın varlığını ancak niyetin düzgünlüğü ortaya koyar.

Birlik'te Sohbet

Bir akşam Mustafa Sabri Efendi’ye; ‘Efendi hazretleri, biz ne yapalım, size bir mürşid lâzım diyorsun ya, kimi tavsiye ediyorsun?’ diye sorduk. Hiç unutmuyorum, Mustafa Sabri Efendi şöyle derin derin daldı ve gayet içten, bizi de ikna edici bir üslûbla; ‘Çocuklar, ben sizin yerinizde olsam Fahreddîn Efendi Hazretleri’ne intisab ederdim. Hakîkaten onun misli menendi yok, dört dörtlük, kâmil bir mürşid olduğu âşikâr. Bana sorarsanız, size bir ikinci şahıs tavsiye edecek bilgiye sahip değilim.’ dedi.

Huzur Defteri 1

Şeyh Nigarî Hazretleri’nin müridiydi. Arasında bazı cilveler olmuş ve kendisine intisab ettikten sonra daima yakınında hizmet eder olmuştur. Şeyhi sohbet cemaatini ve müridanını uğurladıktan sonra Mustafa Sabri Efendi’ye “Oğlum, istirahata çekilmeden evvel kazanla bir su kaynatıver, terledim, bir su dökünüp öyle yatarım, sen bekleme.” dermiş. Öyle dermis ama Hazret-i Şeyh Nigarî guslettikten sonra ibadete çekilir sabaha kadar gözyaşlarıyla namaz kılarmış.

Huzur Defteri 1

Derviş meşrepti lâkin şeyh efendiydi. Bu zât fakîrin ilk şeyhidir dersem yeridir. Bilmek istediklerimizi hep ona sorardık. Ârif-i billâh ve velîyullah bir zâttı. Bizden kırk-kırk beş yaş daha büyüktü. Mısır’da Mehmed Âkiflerin, Ali Ulvi Kurucuların da yetiştiği meşhur son Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi’nin de akrabasıydı. Daha doğrusu Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi’nin ablasının oğluydu. Kendisi Tekel Fabrikası’ndan tekâüddü. Hatta bazen;

Huzur Defteri 1
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü