Mehmed Fatih Çıtlak

Kavram

Marifet

12 eserde · 252 geçiş 331 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Marifet”

“Taarruf” kelimesi irfan, tarif, arif, marifet, maruf olarak bildiğimiz tabirlerin kökteşidir. Taarruf ve irfan tabirleri birbiriyle alakalı olmakla beraber, önce ve sonralık açısından birbirinden farklılık arz eder. Taarruf; bilinç ve irfanın bir kişiye aktarılması tabiri caizse yüklenmesi manasına gelir. Kişi kendi gayret ve himmetiyle bu sahada ne kadar çalışırsa çalışsın, irfan başkasından aktarılması gereken bir bilinç ve manevi emanettir. Dolayısıyla irfan ancak taarruftan sonra zuhur eder.

Beyaz Mercan Siyah İnci

İnsanı niyet şekillendiriyor vesselam. Hangi işle meşgul olursanız olun niyetiniz ölçüsünde bir şeyler kazanıyor yahut kaybediyorsunuz. Tarihi okumak, mâlumât ve bilgi sahibi olmak da niyet etmekten vâreste değil. Niyetin düzgünlüğü, ilmin bereketini ve mârifet meyvasını ortaya çıkartır. İlmin bu marifet meyvasına ise irfan denir. Niyet bozuk olduğunda, bilgi ve zâhirî ilim elde edilse de bunu insanın şahsında, yaşadığı ortamda mezceden yani sentezleyen irfan özelliği asla kendisini göstermez.

Huzur Defteri 2

Bir medrese ya da mektep, bu mahallenin vazgeçilmezlerindendir. Birbirine mesafeli duran ve birinden diğerine geçilirken halden hale geçilmesi gereken bu mekânların, insanlar tarafından çok rahat devr-i daimle geçişinin sağlandığını fark ederiz sonra. Bu işin sırrını ararken, gözümüzün önünde birden o mahallenin tekkesi yahut dergâhı canlanıverir. Evet, bu yapının harcı bulunmuştur artık. Evle mescidi, mescid ile mektebi ve hepsini birbiriyle cemedecek, aralarındaki ülfeti sağlayacak denge;

Fatih Hatıratı

Hazâkat: Bu bir tıp terimidir, yâni tedâvi edici, iyileştirici olmak, tedâvi yollarını bilici olmak, tedâvi mârifetini elde etmiş olmak. Bu mârifeti elde etmek için tıbbın tarîkatını, şerîatını ve hakîkatini bilmek lâzım ki mârifetine erilebilsin.

18 Beyit Dinle

Aynı bunun gibi insan devâm edegelen ibâdet ve tââtından zevk-i mânevî almıyorsa, seneler geçtiği halde ibâdet ve tââtın kalbinde uyandırdığı bir neşe yoksa ve o güzellikleri irfânıyla fehmedemiyorsa burada bir nâkıslık yok mudur? Yani kişi tefekküre vesile olacak ilme sâhip değilse bile en azından bu eksikliğin sebebini tefekkür etmek makamında değil midir? Bunu dahi düşünmek kişiyi irfân sâhibi kılar. “Kişi noksanın bilmek gibi irfân olmaz.” demişler.

Kırk Mektup

Kahve içilecekse, dertleşilecekse, konu çocuk terbiyesi, âile içi sıkıntı veyâ o cemiyetin herhangi bir derdi ise bu; irfânla ve aşkla halledilirdi. Mescidde ve mektepte anlatılan ilim burada irfân lokmalarına dönüşür, rûh ve kalp bu mânâyı hazmederdi. Çocuk oturup kalkmayı orada öğrenir, mescidde hocaya, mektepte öğretmene, evinde anne-babası ve kardeşlerine, mahallesinde arkadaşlarına nasıl davranacağını bu irfân meclislerinde meşk ederdi. Nasıl meşk etmesin?

Birlik'te Sohbet

Bir de dervişe günlük hayatında, sohbette ve meydan terbiyesinde lâzım olacak, kullanılagelen tâbirler bulunmaktadır. Derviş bu sözleri öğrenir, mânâsı üzerinde düşünür, günlük hayatında da tatbik ederse bu lisân; edep ve irfânının gelişmesine yol bulur. Kelimeler insanı şekillendirir. Mânâ kelimenin içerisinde bulunduğunda nasıl bize bir şey aktarıyorsa, derviş belli kelimeleri ve tâbirleri kullana kullana irfân denizinden nasîptâr olur. Bu sözler dervişi o irfânın geldiği, kaynaklandığı yere taşır.

Kırk Mektup

Şimdiki aklımla düşünüyorum, ses indirerek ses kaldırarak, bunu daha farklı bir şekilde beyân ederek hepimizi orada gözyaşı deryasına gark edebilirdi. Ama böyle gösterişli hâlleri mizaç olarak hiç sevmezdi. Kişiye lazım olan duygu, hissiyat, incelik ve irfan adına bir şey varsa onu nakledip sonra kendisini geriye çekerdi. Karşıdakilerin irfanını da küçültmez, tabiatıyla küçük görmez, her şeyi teferruatlı anlatarak da irfanlarının gelişmesine mâni olmazdı. Aşağılamak kastıyla değil îkâz niyetiyle tekdir ederdi.

Huzur Defteri 2
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü