Kavram
Hakîkat
Eserlerde “Hakîkat”
Biz de bu kimselere deriz ki “Şerîatın, tarîkatın, hakîkatin aslı ma’rifet olarak kendisini gösterir, zâhir olur. Hakîkatin hakîkatine varanlar zâten kerîm olanın kerîmliğinden hakkıyla nasiptâr olanlardır ki bu hâl ancak ma’rifetle zâhir olur. Yani ma’rifet makamı, hakîkat bilindikten, bulunduktan ve olunduktan sonraki makamdır.”
Kırk Mektup ↗
Bakın Cenâb-ı Hakk’ın ne acâyip kulları var. Bizlere Hakk ve hakikati Allah Teâlâ nice insanlardan öğretmiş? İnsanın insandan terbiye alması takdir edilmiştir. İnsandan terbiye almayan yani insanla Hakk ve hakikati fark edemeyen kişi tabiata bakmakla, etrafı dolaşmak dağların tepelerine çıkmakla hakikati bulamaz. Hakikati en iyi yansıtan insandır.
Huzur Defteri 2 ↗
Hz. Muhammed(sas) aşkın efendisidir. O’nun kavli şerîat, fiili tarîkat, hali hakîkat, sırrı da mârifet makamının şahıdır. Şerîattaki varlık, tarîkattaki gerçeklik, hakîkatteki aydınlık, mârifetteki hakîkat ancak O’nunla gerçek mertebesini ve makamını bulmuş olur. Hepsinde ölçü Efendimiz Hazret-i Muhammed’dir(sas). Yaratılışın bütün hakîkati onda cem olmuş, yok oluşun sırlanması nokta-ı Muhammedî’de netice bulmuştur. Hazretü’l-cem Hz. Muhammed’dir(sas).
Aşkın Bir Noktası ↗
İşte âdetâ Atâullah İskenderî Hazretleri, ehl-i tarîk olan veya tarîkatın dışında bulunan, tasavvufu bilmeyen ya da tasavvufu bildiğini iddia eden, din ilimlerinden haberdar olan veyahut olmayan her insanın içinde muhakkak bir hakîkat bulabileceği şekilde eserler vermiştir. Ama hiç şüphesiz Hikem-i Atâiyye isimli eseri cahilinden âlimine, çocuğundan yetişkinine kadar herkesi etkileyen ve okuyanlara doğrunun güzelliğini hissettiren bir özelliğe sahiptir.
Beyaz Mercan Siyah İnci ↗
“İlim bir noktadır, onu câhiller dağıtır.” sözünde bir başka nükte de şudur. Aslında ilim erbabı denilen zâtlar; bildik, bulduk dedikleri şeyleri o noktadan gâfil olmalarından dolayı rahat konuşur ve anlatırlar. Hakîkat ilmine mensup olanlar, konuşamaz ve anlatamaz bir hale gelir, lâl kesilirler. Çünkü ilmin hakîkatine ve künhüne muttalî olanlar o cazibeyle vuslattadırlar. Vuslatta ise konuşma yoktur. O mertebeye varma aşamasında olanlar ise bulduklarını başkalarıyla paylaşırlar, dağıtırlar, etraflarına verirler.
Aşkın Bir Noktası ↗
Pek kıymetli evlâdım! Bu mevzûya devâm etmeden evvel sağda solda konuşulan bazı sözlere cevap vermek belki ileride sen de muhatap olursun diye gerekli. Derler ki “Efendim makamât, şerîat, tarîkat, hakîkat, ma’rifet değildir. Ma’rifet evvel gelir, hakîkat sonuncudur. Zîrâ aslolan hakîkattir.”
Kırk Mektup ↗
Peki o zaman Hazret-i Pir niye bunları söylüyor? Aklımızı başımıza alalım da anlamıyorsak bile arif olanların nelere ehemmiyet verdiklerini görelim diye anlatıyor. Bunları göz önünde bulundurmadan kişinin bildikleri taklitten ibarettir. Taklit, hakikate eriştirmek için belki geçici bir süre mâzur görülebilir fakat hakikatin taklidi hiçbir zaman hakikat olamaz, olmamıştır, olmayacaktır.
Küfür Fedaisi ↗
Hakîkat acıdır derler, aslında hakîkat baldan tatlıdır. Hasta nasıl bünyesindeki deformasyondan dolayı, algısı ve mizacı değişerek en güzel yiyecek ve içecekleri bile yiyemez hale geliyorsa, zaaf ve mânevî hastalıkların tahribata uğrattığı benliğimiz de hakîkatleri aynı şekilde acı ve katlanılmaz şeyler olarak görür. Bunların hepsini bir kenara koyup hakça konuşmak ve doğru tespit yapmak istiyorsak ortaya çıkan manzara şöyledir:
Aşkın Bir Noktası ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…