Mehmed Fatih Çıtlak

Kavram

Mânâ

12 eserde · 1602 geçiş 4.107 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Mânâ”

Halk arasında “Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?” diye bir tâbir var ya, işte aynen bunun gibi, ağzımızdan çıkıp baş kulağımızla duyduğumuz sözü, acaba kalp kulağımızla duyduğumuzda kalbimiz dile gelip aynı kelâmı ve mânâyı seslendirebiliyor ve vücûd iklimimizin her zerresinde bu mânânın zevki hissedilebiliyor mu? Kalbimiz, her atışında başımızdan ayak parmağımızın ucuna kadar vücûdumuzdaki bütün damarlara kanı aynı anda pompalayabiliyor. Mânevî kalp de böyledir.

Aşkın Bir Noktası

İkinci nev’î ilimle meşgul olan zümreye “ulemâ-ı rüsûm” (işin resminde kalan, mânâya dayalı metinlerin mânâsından uzak olarak bilgi yüklenenler) denir. Ulemâ-ı rüsûm diye şol kimselere denilir ki, mânâ ilmiyle meşgul oldukları halde mânâdan bîhaberdirler. Adı üzerinde, işin resminde kalan kişilerdir. Ulemâ-ı rüsûm hakkında tafsilatla bahsetmek sadece sadrımıza darlık getirir. Bu sebepten uzun uzun anlatmayacağız.

Kırk Mektup

Bir başka önemli husus ise hanımların yetişmesi ve âile saâdeti için oynadıkları rolün ehemmiyetiyle alâkalıdır. Âilecek mânevî halakalara devam eden kişiler, maddî ve mânevî saâdete nâil olurlar. Âile içi huzuru, bu mânevî destekle daha kolay elde ederler. Bir meşrep üzere yola koyulduklarından dolayı sen ben çekişmesi yaşamazlar. Maddî mânevî işlerini, ilişkilerini küçükleriyle ve büyükleriyle istişâre ederek ve mânevî destek alarak kolayca ve rahatça hallederler.

Aşkın Bir Noktası

İnsanlar kaba saba konuşarak iyice kabalaşır. Rûh; kemâle ermek isterken ham sözlerle ham ervâh olur çıkar. Kelimeler; mânâyı taşıdıkça zenginleşir. Mânâ taşındıkça lisân güzelleşir. Mânâsız, şuursuz sözler hem lisânı hem insanın tefekkürünü güdük bırakır, hamlaştırır. Sonra insan ateşten korunacak bir kelimeyi bile tahsil edemeden, kazanması gereken mânâyı alamadan bu dünyadan göçüp gider.

Kırk Mektup

Güzel evlâdım! Duhâ sûresine tekrar nazar edip dönersek oradaki “elem yecidke” kelâmından murâd lûgattaki “bulmak” mânâsında değildir. Hakk Teâlâ neyi kaybetti ki bulacak? Hâşâ, kâinatı dolaşıyordu da Mekke-i Mükerreme’de en uygun kişiyi, güzel ahlâklı bir yetimi mi bulmuş! Mümkün mü böyle bir şey? Peki nedir? Bu kelâmda geçen mânâ “bulmak” mânâsına değil “îcad” mânâsınadır. Yani buna göre “Rabb’in seni yetim olarak îcad etmedi mi? Yaratmadı mı? Ve böylece seni muhâfaza etti.” denmektedir.

Kırk Mektup

‘İhtinâ’ kelimesindeki ‘hidâyet’ lugât mânâsı itibarıyla meâl olarak pek Türkçeye aktarılamamaktadır. Çünkü meâllerde birkaç kelimeyle anlatmak mecburiyeti mânâları çoğu zaman daraltmakta, hatta bazen o mânâdan bizi uzaklaştırmaktadır. Evet, hidâyet ‘iletme, vâsıl kılma’ gibi dilimize çevriliyor lâkin bu kelimeyi diğerlerinden ayıran özelliğine dikkat çekmek istersek, ‘ihdinâ’ tâbiri, “Başlangıcında bize bildirdiğin ve gösterdiğin bu güzelliğe, kulluk yoluna Senin murad ettiğin neticeyi almak üzere ve muradına uygu…

Beyaz Mercan Siyah İnci

Lütfen nazarlarınızı, kalbinizi ve ruhunuzu şu âyetin muhteşem beyânına teksif ediniz, yani derinlemesine bu mânâda yoğunlaşınız. Görülür ki Cenâb-ı Hakk rahmâniyetini ilân ettikten hemen sonra Kur’ân’ın öğretildiğini, ilim olarak bahşedildiğini beyân ediyor fakat henüz ortada insan yok. Peki, kime öğretiyor? Cevap: İnsanın ruhuna. Siz buna mânâ-ı insan, yani insanın mânâsı diyebilirsiniz. Bu ne demek?

Aşkın Bir Noktası

Şimdi gelelim Fatih semtindeki Ramazan heyecanına… Bu önemlidir kıymetli dostlar. İnsanlar manevi inançlarıyla heyecan duymamaya başladıklarında artık tehlike çanları çalıyor demektir. Manevi heyecan hiçbir zaman kaybedilmemeli, Müslüman bir toplumdan bahsediliyorsa muhakkak aynı şuur, heyecan ve zevkte buluşan bir cemaatin varlığı söz konusu olmalıdır. Yeni atılımlar yapmak, okullar açmak, organizasyonlar gerçekleştirmek;

Fatih Hatıratı
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü