Kavram
Edeb
Eserlerde “Edeb”
Evlâdım İhsan Efendi! İşte dervişe lâzım olacak âdâbı Hazret-i Pîr bir cümle ile hülâsa ediyor. Bu inkiyâd ve itinâ üzre olan kişiye derviş denir. Şunu da unutma ki; “Edeb Yâ Hû” sözü edebe rağbet eden kişiye söylenir. Yoksa “Edeb Yâ Hû” edebsize söylenmez. Derviş edepsizliğe marûz kaldığında yâhut gördüğünde edebi unutmasın, o da edepsiz gibi davranmasın diye “Edeb Yâ Hû” sözü ile îkâz edilir. Bu söz “Sen edebi unutma, edeple muamele eyle derviş!” demektir.
Kırk Mektup ↗
Edep kişinin hududlarıyla sınırlıdır. Zâten insan veya herhangi bir mahlûk kendi edebini idrak etmekle mükelleftir. Çünkü kendi idrakini aştığı anda Allah’ın edebini görecektir. Yine edepten dışarı çıkamaz. O kendi bulunduğu alanın ötesi ayrı bir edeb ister. O edebin sâhibi de Hazret-i Allah’tır. İnsan o zeminde yürüyebilmek, edebin üzerinde yürüyebilmek için edeb kesilmelidir, vesselâm.
Aşkın Bir Noktası ↗
Mukarrebîn, Allah Teâlâ’nın, insanı, husûsî yakınlığına bizzat eriştirmesi halidir. Kul o yakınlığa erişebilecek son kerteye kadar gayret ettiğinde ancak ebrâr mertebesine yükseliyor. Mukarrebler muhakkak o ebrârdan yükseliyor. Yani her ebrâr makamında olan mukarreb değildir. Fakat mukarreb olan kullar muhakkak ebrâr mertebesini görmüş, müşâhede etmiştir. İşte mekârim-i ahlâk ile edebin alâkası budur. Mekârim-i ahlâk, kulun cüz’î irâdesini ortaya koyduğu edep mânâsındadır.
Aşkın Bir Noktası ↗
Cenâb-ı Hakk Kur’ân-ı Kerîm’inde, âdeta tamamıyla edebe hasrettiği Hucûrât sûresinde; “Îmânı kalplerinize sevdirdi.” (Hucûrât sûresi, 7) tâbiriyle edebi beyân etmiştir. Daha doğrusu muhabbetle îmân edenlerin edebe mazhar olduklarını; “Vezeyyenehu - Ve O, onunla kalplerinizi süsledi, giydirdi.” diye beyân eylemiştir. Kalpte îmân tam olmadan edeb zuhûr etmiyor. Dolayısıyla edeb hem îmânın alâmeti oluyor hem de kâfirle mümini kılıç gibi keskip ayırıyor.
Aşkın Bir Noktası ↗
Resûlullah Efendimiz'in devrinde de edebiyat ve güzel söz söylemek revaçta idi. İşte edebiyat en yüksek seviyesinde iken lisânî ve edebî bir mûcize olan Kur'ân-ı Kerîm gelmiştir. Bir misâl vermek gerekirse; Nuh Tûfânı'nın anlatıldığı ve tûfânın bitmesi için Rabbü'l Âlemin'in, yere, “Suyu yut!”; göğe, “Suyu tut!” diye emir verdiği âyet nâzil olduğunda;
18 Beyit Dinle ↗
Edebin kaynağı özellikle ve öncelikle âile terbiyesidir. Bunun yanısıra okul, çevre, gelenekler vs. gibi kaynaklardan elde edilen edeb ile dünya hayatında iyi, hoş, edebli olunabilir. Fakat gerek dünya hayâtında, gerek sonsuz hayatta edebin yegâne kaynağı, Resûlullah Efendimiz'in hayât-ı saâdetleridir.
18 Beyit Dinle ↗
Bu mânevî âlemin ilmine tâbi olana ve bu yolda âlim olana derviş denir. Yani derviş tevhîd üzre kelâmullah dilinde, sünnet-i seniyyeye tâbi, mezhebi ve meşrebi hak olan kimsedir. Aynı zamanda kelâmın edebini, Resûlullah’ın(sas) edebini, dînin, şerîatın edebini ve tarîkatın edebini sayan, hürmet eden zât demektir.
Kırk Mektup ↗
“Edeb” kelimesinin sözlük anlamı, kibarlık, incelik, nezâket, uygun ve güzel davranışlarda bulunma özelliği demektir. Deyim olarak anlamı ise, sâhibini utanılacak şeylerden alıkoyan bir his ve irâde demektir. Edeb kelimesi E, D, B harflerinden oluşur. Eline, Diline, Beline sâhip olmaya edeb denir.
18 Beyit Dinle ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…