Yer
Medîne
Eserlerde “Medîne”
Efendimiz (sas) “Medine-i Münevvere’nin esnafından dua alınız.” mealinde tavsiyede bulunuyor. Medine’de çirkin bir ahlakla esnaflık yapmak mümkün olmadığından ve orada başarılı olmuş ticaret erbabının ancak bir Medine insanı olabileceğinden dolayı, bu söz buyrulduğu gibi Fatih de kendi bünyesindeki bu Medine ruhunu aynen taşımaktadır. Onlarca sayfa tutar anlatacaklarımız, sadece hekimlik yapan doktorlardan misal vereyim.
Fatih Hatıratı ↗
Bir insanı semti terbiye eder ve etmelidir. Anne baba terbiyesi, okul terbiyesi, eskilerin tabiriyle hoca terbiyesi, muhit terbiyesi, din terbiyesi, erkekler için asker terbiyesi, hanımlar için koca terbiyesi; bizim medeniyetimizdeki insanın terbiye kaynaklarıdır. Bu terbiyelerin harmanlandığı yer muhittir çünkü anneyi, babayı, hocayı, askeri, karıyı, kocayı ve çocukları hep muhitte görürsünüz. Bu terbiyeyi sağlama alan cemiyetler;
Fatih Hatıratı ↗
Sonraki hafta, Medineli Hacı Osman Efendi Hazretleri’nden müsaade aldık, ‘Haydi gidin bakalım.’ buyurdular. Cumaya geldik, doğu kapısından çıkıyorduk -bugün gibi hatırlıyorum merdivenin başında yavaşçacık yanına sokuldum, şöyle bir bana baktı, ‘Ne var, ne istiyordun?’ der gibi işaret etti. Ben de ‘Efendim, müsaade ederseniz, bizim arabamız var, ne hizmetiniz varsa buyurun, bugün sizi gideceğiniz yere biz götürelim.’ dedik. Hocaefendi, şöyle bir durdu, düşündü, sonra başını kaldırıp bana tebessüm ederek baktı.
Nur Kandili ↗
Hakk yolunda yılmadan çalışan, hayırlı işlerde devamlı fedâkârlıklar gösteren Osman İbni Maz'un(ra) hicretten otuz ay sonra ebedî aleme göçtü. O sırada Müslümanların henüz bir kabristanı yoktu. Efendimiz(sas) Medîne etrafına çıktı ve “Bakî ile emrolundum!” buyurdular. Osman İbni Maz'un (ra) Medîne'de ilk vefat eden sahâbî ve Bakî kabristanlığına defnedilen ilk muhacir oldu.
Birlik'te Sohbet ↗
Belki “Mekke, Medine bu vücudun neresinde?” veya “Fatih gözbebeğiyse Eyüp Sultan Hazretleri için ne denecek?” diyerek içinizden geçirebilirsiniz. Cevaben deriz ki: Kâbe-i Muazzama bu vücudun kalbidir, Medine-i Münevvere bu vücudun ruhudur, Kudüs aklı, İstanbul’daki Eyüp Sultan Hazretleri de gözünün nurudur. O sebepten, zahirle batını hem birbirine karıştırmayalım hem de birbirinden ayrı görmeyelim vesselam.
Fatih Hatıratı ↗
Efendimiz(sas) Medîne’ye hicret ettiklerinde 45’i muhacir 45’i ensar olmak üzere 90 Müslümanı birbirleriyle tek tek kardeş yaptı. Kurulan bu kardeşlik müessesesine göre, Medîneli âilelerden her birinin reisi, Mekkeli Müslümanlardan bir âileyi yanına alacaktı; mallarını onlarla paylaşacaklar, beraber çalışıp beraber kazanacaklardı. Böylece büyük bir içtimaî yardımlaşma da temin edilmiş oldu. Sahâbiden birisi sordu “Yâ Resûlallah(sas)!
Birlik'te Sohbet ↗
İşte böyle sohbetlerden biriydi. İzzet Efendi heyecanlıydı ve bizlere de o heyecanını aktarmak ihtiyacı hissetti ki şöyle söze başladı: “Fatihçiğim biliyor musun? Benim, Hocaefendi Hazretleri’nde şahit olduğum en büyük keramet Medine-i Münevvere’de oldu. Dinlediğim çok keramet var, ama gözle gördüğüm, hayatımdaki en büyük keramet Medine-i Münevvere’de, umredeyken yaşanan hadisedir.” Böyle bir şey duyar da hiç kaçırır mıyım? “Aman hocam, ne olur anlatın, kimseye söylemem.” dedim.
Nur Kandili ↗
İlk kez 1986 senesinin Şubat ayında, Medine-i Münevvere’de Bediüzzaman Hazretleri’nin talebesinden ve onların talebelerinin talebesinden bir başka hadise işitmiştim. Günlerden Cuma’ydı ve saat 10:45’ti. Rahmetli babam Hacı Mustafa Efendi de bu anlatılanları ibretle dinlemiş ve hatta ağlamışlardı. Zira ondan evvel Gönenli Hocaefendi’nin vaazlarına gidip talebe olmaya çalışmam şaka mevzuu edilmişti. Bunun üzerine senelerdir Medine’de yaşamakta olan Ali Rıza Efendi Hazretleri bu vakayı anlattı.
Nur Kandili ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…