Yer
Kerbelâ / Necef
Eserlerde “Kerbelâ / Necef”
Fakat Efendimiz’den(sas) sonra 10 Muharrem’de yaşanan Kerbela dehşeti ve katliamı neredeyse bu güzellikleri gölgede bırakacak kanlı bir sayfa olarak 10 Muharrem’e yazılmıştır. Hazret-i Hüseyin(ra) Efendimiz ve ciğerpâreleri, sevenleri, akrabası Kerbela mevkiinde susuz bırakılmış, şehit edilmiştir.
Birlik'te Sohbet ↗
İş böyle olunca hüzün, korku, düşünce ve efkâr hepsi karmakarışık vaziyetteydik. Mübârek kefenini araladım. İlk vasiyeti üzere gözlerinin üzerine Kerbela toprağından yapılmış taşları koydum. İşte o an sanki bizi yıldırım çarptı. Taşları gözünün üzerine koymamızla iki gözünün kenarından kan aktı. Ölü bir bedenden öyle kan akmaz, haydi aktı diyelim, gözden hiç akmaz. Bastırmadık, bir şey yapmadık. Sadece göz çukurlarına Kerbela toprağı koyduk ve üstelik gözleri açıkken.
Huzur Defteri 2 ↗
Ya İlâhî! İsm-i azam hakkı için, eşref-i ebnâ-i Âdem hakkı için, matla-i nur-i Muhammed hakkı için, Hakk’a vasıl evliya hakkı için, hem şehid-i Kerbela hakkı için, lütfen cümlemizin günahlarını bağışla!
Nur Kandili ↗
İstanbul’un fethinden günümüze kadar 10 Muharrem’de Sünbül Sinan Tekkesi’nde Kerbela şehitleri ve Hazret-i Hüseyin(ra) Efendimiz’e mevlîd-i şerîf ve duâ merasimi tertip edilmektedir. Elhamdülillah günümüze kadar bu iş devam etmiştir ve Allah’ın izn ü inâyetiyle devam edecektir.
Huzur Defteri 2 ↗
İstanbulun Kerbela’sı Sünbül Sinan âsitânesidir. Zîrâ Hazret-i Pîr Sünbül Sinan fetihten sonra Hazret-i Hüseyin(ra) Efendimiz’in kızlarının kaybolan kabirlerini mânevî keşifle tespit edip padişaha ve halka durumu îlân eylemiştir. Şimdi bu bahsi açarsak çok uzar ama kısa da olsa teberrüken sizlere bunu da anlatayım.
Huzur Defteri 2 ↗
Hanımlar her sahada erkeklerle âdetâ aynı hizmetlerde ve makamlarda bulunmaktaydı. Mescidlerde, evde, mecliste hatta harplerde bile faal vazife alırlardı. Hazret-i Aişe(ra) Annemiz dînde fakih olduğundan ashâb-ı kirâm kendisinden mesele sorardı. Hazret-i Şâh-ı Şehîd-i Kerbela Hüseyin Efendimiz’in kızı Hazret-i Sükeyne’nin Muaviye’nin sarayında yaptığı muazzam hukukî ve siyasî hitâbının İslâm tarihinin ve insanlık medeniyet tarihinin sâhifelerinde emsâlini bulabilir misin?
Kırk Mektup ↗
Gelelim kabre... Kabre konulan naaşın, vazifeli derviş yâhut mesul olan kişi tarafından kefeni gevşetilir. Hazır bulunan Kerbelâ toprağı yâhut var ise Medine toprağı dervişin göz oyuklarına konulur. Göçen kimse şeyh ise icâzesi açılır ve sağ avucunun içine verilir. Eğer ibâdetle eskittiği seccâdesi yâhut ridâsı, haydariyyesi varsa kabrin alt kısmına bunlar da konabilir. Bu icrâat sünnet-i seniyyeye mutabıktır.
Kırk Mektup ↗
Fatih, İstanbul’un fethinden bu yana mânevî ocakların daima uyanık olduğu müstesna ve muhteşem bir semttir. Bu yönüyle Fatih, İstanbul’un Mekke’si veya Mescid-i Haram’ı kabul edilmiştir. İstanbul’un Medine’si ve Mescid-i Nebî’yi temsil makamı Eyüp Sultan Cami-i Şerîfi ve türbesidir. Kudüs ve Mescid-i Aksa’sı, Sultanahmet semti ve Ayasofya’dır. Kerbela’sı ise Sümbül Efendi Camii ve haziresidir. Neticede Fatih Camii civarı İstanbul’daki mânevî merkezlerin en önemlisidir.
Nur Kandili ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…