Zât
Hz. Hasan ve Hüseyin
Eserlerde “Hz. Hasan ve Hüseyin”
Gamsız bir eda ile köpek gözlerini açmış, şöyle bir gelenlere bakmış. Belli ki kımıldayacak hali yok, o kadar hasta ve yaşlı. Fakat Hasan Baba’nın o köpeğin yanına giderken bir tavrı var, sanki padişah karşılamasına çıkmış. Arzu ve hürmetle eğilerek Hasan Baba köpeğin kulağına bir şeyler fısıldıyor, köpek de sanki sözü anlarmış gibi birkaç kere başını sallıyor. Hemen akabinde Hasan Baba mollaya dönerek “Gel gel çabuk gel! Efendi kabul etti seni!” diyerek mollayı aceleyle köpeğin önüne oturtuyor.
Huzur Defteri 2 ↗
Hz. Bâyezîd-i Bistâmî kutbiyet makamına çıkartılan Hasan Haddâdî (Demirci) Hazretleri’ni ziyarete gitmiş. Dükkânda onunla sohbet ediyor, hazreti dikkatle takip ediyormuş. Bu sırada ezan okunmaya başlamış. Demirci Hasan Efendi çekiçle örse vurmayı bırakıp ezanı dinlerken, “Söylediği söz doğru ama söyleyen yalancı..” diyerek mırıldanmış. Bâyezîd-i Bistâmî, “Efendim, doğrusu nasıl olur? Hiç olmazsa şu fakîr, dünya gözüyle bir görebilsem.” buyurmuş.
Aşkın Bir Noktası ↗
Altına da sanki çok matahmış gibi “Köpekçi Hasan Baba” imzasını da yerleştirmiş. Gelenler bir kağıda bakmış, bir Hasan Baba’ya bakmış. Çileden çıkmışlar ama danıştıkları zât kendinden çok emin olduğundan son çare olarak bu denileni de yapmayı uygun görmüşler. Öyle ya kaybedecekleri bir şey kalmamış artık. Gidip başvuruların ve Hasan Baba’nın yazdığı kağıdı saraya teslim etmişler. O da ne? İki gün sonra kilisenin yapılması için izin çıkıvermiş.
Huzur Defteri 2 ↗
Hazret-i Ömer(ra) zamanında ordu, bir gazâdan zaferle ve epeyce ganîmetle döner. Hazret-i Ömer(ra) malın taksîmâtını yapar ve dağıtılmasını ister. Bu sırada Efendimiz'in(sas) torunları Hazret-i Hasan(ra) ile Hazret-i Hüseyin(ra) gelir ve ganîmetten kendilerine düşen payı isterler. Hazret-i Ömer(ra) onlara biner dirhem gümüş verir. Ardından Hazret-i Ömer’in(ra) oğlu Abdullah gelir. Ona da beş yüz dirhem gümüş verir. Hazret-i Abdullah bin Ömer(ra) “Baba! Biliyorsun ki ben yetişkin bir gencim.
Birlik'te Sohbet ↗
Bir ileri iki geri turlayıp, kararsız vaziyette ve ağlarken karşısına Köpekçi Hasan Baba çıkmış. “Ne yapıyorsun lan burada, aptal herif? Canına kıyacak başka mevzu mu kalmadı?” diye ona çıkışmış. Molla kimseye derdini dökemeyecek hâlde olduğundan mıdır nedir “Ben ne yapayım baba? Ne edeyim? Allah(cc) için sen biliyorsan sen bir yol göster!” diyerek Hasan Baba’nın boynuna ağlayarak sarılmış. Hasan Baba da “Gel bakayım molla gel!
Huzur Defteri 2 ↗
Bu hâdisede Efendimiz’in(sas) abasının altına aldıklarına “Âl-i abâ” yani “Abâ ehli” denmektedir. Efendimiz(sas) bu hâdisede Hazret-i Fatıma(ra), Hazret-i Ali(ra), Hazret-i Hasan(ra) ve Hazret-i Hüseyin’i(ra) yanına aldı. Bu beş kişiye de “Hamse-i Âl-i Abâ” dendi. Hazret-i Hüseyin(ra) işte bu abâ ehlinden ve Efendimiz’in(sas) “Ehl-i beytim” dediği zâtlardandır.
Birlik'te Sohbet ↗
Lâkin İmam Ali Efendimiz’in bizzat halîfesi olan Hasan’ül-Basrî’dir ve tâbiîn içerisinde en büyüklerden kabul edilir. Aynı zamanda hattatların silsilesinde de İmam-ı Ali’ye(ra) dayanan icâzenâmelerde Hasan’ül-Basrî Efendimiz’in ismi geçmektedir. Halvetî tarîkatında da ve İmam Ali(ra) Efendimiz’e dayanan birçok tarîklerde de Hasan’ül-Basrî Efendimiz zikredilir. Arada bir şahıs daha vardır. O ancak erbâbına malûmdur. Silsilenâmeye yazılmaz.
Kırk Mektup ↗
Âyetteki “Bizi muttakilere imam kıl!” ifâdesi “Biz muttakileri peşimize takalım, gidelim.” anlamında değildir. “Bizi muttakilere imam kıl!” derken, “Bizler geride kalmayalım, aktif olalım, faâl olalım.” denilmektedir. Kim gibi? Hazret-i Hüseyin(ra) gibi. Hazret-i Hüseyin(ra) takvâda da zulme el pençe durmamakta da ileriydi. Hazret-i Hüseyin(ra) İslâm’la istihzâ eden, lakâyd olan, din ve diyânetin hükümleriyle alay eden insanlara karşı ciddi duruşuyla fedâ-i can etti.
Birlik'te Sohbet ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…