Kavram
Merhamet / Şefkat
Eserlerde “Merhamet / Şefkat”
Suâl vâki’ olsa, denilse ki “Merhametin ilimle ne alâkası var?” Câhili de sorar, âlimi de sorar. İnsan hatırı hiç boş kalmıyor. Şöyle cevap verilebilir. “İlimsiz merhamet olur mu? Meselâ bir anne düşün, çocuğuna merhameti var lâkin çocuğun hayatiyetinin bekâsı ve kemâli için ilim ve bilgisi kendisinde yok. O annenin çocuğuna sadece merhametle ne faydası olabilir? Hayvanda bile çocuğu büyütmek için bir ilim vardır. Amma onlardaki ilim fıtratlarından, Allah Teâlâ’nın sevk-i ilâhiyyesindendir.
Kırk Mektup ↗
Cenâb-ı Hakk “Erhamurrâhimîn”dir. Yani merhamet olarak bildiğimiz tüm rahmet, merhamet, şefkatlerin menbaı, yegâne sahibi, merhametlilerin en merhametlisidir. O kadar merhametlidir ki kendisine kulluk etmemiz için bize fırsat bahşetmiş, cümle yaratılmışlar içerisinden bizi muhatabı olarak seçmiş ve bu faziletimizi, kadr ü kıymetimizi de gene kendisi bize bildirmiştir.
Birlik'te Sohbet ↗
Cenâb-ı Hakk o kadar merhametlidir ve kullarına merhametle o kadar ikram eylemiştir ki, O’nun(cc) rızasını düşünerek ve gene O’nun(cc) gösterdiği yolda hareket ederek yaptığımız her şeye rahmet ve bereketini indirmiştir. Kur’ân-ı Kerîm rahmettir. Sadaka, zekât, namaz, oruç rahmettir. Helâli tercih etmek, haramdan kaçınmak hatta bunları öğrenmeye çalışmak bile rahmettir. Âilene, çoluk çocuğuna ikramda bulunmak dahi bir rahmet ve sadaka fırsatı olarak bahşedilmiştir.
Birlik'te Sohbet ↗
Mektubun dibâcesinde (baş kısmında) duâ meyânında (bölümünde, arasında) zikrettiğim gibi Cenâb-ı Hakk bu âlemi muhabbet üzre yaratmıştır. Bu muhabbetini rahmetiyle kuşatmış ve örtmüştür. Bu rahmeti de ilm-i ilâhiyesiyle ihâta edip o ilimde rahmetini saklamıştır. İlim tek başına maksûd ve matlûb değildir, olamaz da. Rahmetin ve o rahmet içindeki muhabbetin ilimle birleşmesi lâzımdır. Eğer kişi hakîkî ilim tahsilinde bulunduysa muhakkak rahmetten ve muhabbetten nasiptâr olur. Çünkü kâinat böyle vücûda gelmiştir.
Kırk Mektup ↗
Anadolu’da birçok yerde yağmur yağdığında “Rahmet yağdı!” veyâ “Rahmet indi!” derler. Hatta bu tâbiri büyük şehirlerde yaşayan insanlarımızın da kullandığına sıklıkla şâhit oluruz. Evet, yağmur rahmettir. Hesapsız, bizim plan ve programımızın dışında, göklerin yere inişi, yeryüzünün de gökyüzünden nasiplenmesidir. Bol bol ikram edildiği için rahmet deriz, rahmeti hatırlarız.
Birlik'te Sohbet ↗
Düşünmeye, tefekkür etmeye devam edelim... Ramazan’ın ilk on günü rahmet, peki sonraki günlerde rahmet yok mu? Mağfiret günleri rahmetle alakalı değil mi? Rahmete, mağfirete mazhar olan bir kimse cehennemden azatlığı zaten kazanmış olmaz mı? Elbette bu durum Ramazan’ın rahmet, mağfiret ve cehennem azabından kurtuluşla ilgili mütalaa edilmesini gerekli kılmaktadır.
Senin Ramazanın ↗
Bu sebepten Cenâb-ı Hakk’ın merhametini anlamayanlar merhametsiz olarak tavsif edilmez(vasıflandırılmaz), bunlara câhil denir. Zîrâ onlar Allah’ın(cc) ilminden mahrum olduklarından dolayı bu rahmet ve merhameti de müşâhede edemezler. Kişi merhametten mahrum olarak bilgisini arttırsa hem kendi başına hem de tüm kâinat ve insanlara zâlim kesilir. Şimdi burada söz çok uzar, biz seyr u sülûkun bazı tafsilatından ve zâhir ilminden bahsetmeye dönelim...
Kırk Mektup ↗
Hadis-i şerifi doğru anlamaya gayret edelim. “Ramazan’ın ilk on günü rahmettir.” demek, “Kim hangi durumda olursa olsun Ramazan’a ancak Allah’ın rahmetiyle kavuşur.” demektir. Kim on günün rahmet olduğunu idrak eder; âdeta rahmet yağmurlarıyla temizlenir; aşkla, şevkle, samimiyet ve ciddiyetle ilk on günü geçirirse bu rahmet, mağfiret hâline dönüşerek yine onun üzerinde devam eder. Mağfiret sadece günahların affolması değildir; günahların bir daha yüze vurulmasından hatta hatırlatılma-
Senin Ramazanın ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…