Mehmed Fatih Çıtlak

Tarîkat

Melâmîlik

4 eserde · 20 geçiş 9 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Melâmîlik”

Malûm, melâmet “levm” kelimesinden gelmektedir. Levm ise kınanmaktır. Şimdi kendilerine “melâmî” diyen bazı şahıslar bu hâllerden uzak oldukları gibi, ne melâmetleri melâmet ne de kerâmetleri kerâmet kabilindendir. Zîrâ ulemâ ile sofilerin arası açıldı. Bunu dîn düşmanları bilerek yapıyorlar. Sanki sofi olmayı, şerîattan uzaklaşmakmış gibi gösteriyorlar.

Kırk Mektup

Daha evvel namazı terk eden bir gürûhtan bahsetmiştim. Şimdi bir de “Biz Melâmiyiz.” diye ortaya çıkan ahmaklar türedi. Yâ hû, melâmet her tarîkte sâlikin neşesine göre zuhûr eden bir hâldir ve ulvî bir makamdır. Herkes melâmet ehli olamaz. Yani derviş olur amma melâmete muvaffak olamaz. Melâmet başkalarının kınamasına itibar etmemek, medh ü senâ edilecek hâllere erişse de kendindeki bu tecellîleri halkın nazarına vermemek hatta saklamak için gayret etmek demektir.

Kırk Mektup

Evlâdım! Bu devirdeki melâmet, kendini saklamakla, ortaya çıkmamakla olmaz. Zîrâ zamanımızda dinî sohbet yapanlar, Allah(cc) ve Resûl(sas) ahlâkından bahsedenlerle istihzâ ediliyor. Dünya ehli, “Bu zamanda bunlar olur mu?” diyor. Kendilerini âşık zannedenlerse “Biz bunları geçtik, aşkımız bize yeter.” diyor. Binâenaleyh senin bu şekilde kınanman, nefsinin hoşuna giden hâlden ziyâde nefsine ağır gelen bir hâldir. Dolayısıyla melâmete daha münâsiptir.

Kırk Mektup

Birisi kendine Melâmî bir başkası Kalenderî adını beğenir. Melâmiliğin aslına kurban olalım biz. Onlarda zerre kadar melâmet olsa halkın kınamasından asla kaçmamaları ve dâimâ kendilerini iç âlemlerinde günahkâr görerek Allah’a(cc) mutî olmaları gerekirdi. Fakat maalesef böyle yapmazlar. Büyük zâtların eserlerinden, sözlerinden cımbızla bazı kelimeleri seçip “İşte burada bize işâret ediyor, biz doğrudan bu Hazret’e mensubuz.” diyerek şeytanî zekâlarını kendilerini rahmânî insanlara nispet için kullanırlar.

Huzur Defteri 2

Bunca envâ-ı ulûmun noktadır hep mastarı, Böyle fermân eylemiştir zât-ı vâlâ Hayder’i, Bâ-ı Bismillah’tır ancak ehl-i Hakk’ın ezberi, Nakşibend sûretteyiz, lâkin Melâmî meşrebiz; İsm-i zâtı her nefes tekrar eden hak mezhebiz.

18 Beyit Dinle

Yanlış değerlendirilenler derken bu zâtları, onların yaşadıkları hayatı istihza ve istihfaf ile karşılayanları kast ettiğim gibi ayrıca “Hürmet ediyorum.” bahanesiyle bu ocakları yanlış işlere kullananları da cümlemin içine dâhil ediyorum. Abdülehad-i Nûrî Hazretleri’nin türbesini ve civârını bizler birkaç arkadaşla en azından ziyâret edilebilecek merhaleye getirebilmiştik.

Huzur Defteri 2
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü