Mehmed Fatih Çıtlak

Kavram

Hâl

10 eserde · 237 geçiş
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Hâl”

Enbiyada görülen fevkalbeşer harîkulâde hâllere “mucize” denilir. Bu nev’î hâller nübüvvet makamında olmayan lâkin Cenâb-ı Hakk’a îmân ve teslimiyetle, güzel ahlâkla yakın kullarında zuhur ederse buna “kerâmet” denilir. Mucizeyle keramet teknik olarak iki yönden birbirinden farklılık arz eder. Mucizeyi inkâr eden kâfir olur, kerâmeti inkâr eden bazı durumlarda fâsık, bazı ahvâle göre gâfil olur.

Huzur Defteri 2

Ve Hz. Mevlânâ câmide, medresede, handa, hamamda, düğünde, dernekte, sarayda, kulübede, hânede, virânede, sokakta ve bahçede söyledi, söyledi Çelebi Hüsâmeddîn de yazdı, yazdı Tam 3999 beyit. Ve tarih 1261 sonları olmuştu. Bu sıralarda bazı hâller zuhûr etti. Çelebi Hüsâmeddîn'in zevcesi vefât etti ve Çelebi Hazretleri'nde bazı hâller oluştu. Allah erleri ve dostlarının bizim aklımızın ermeyeceği bazı hâlleri vardır, buna kısaca cezbe denilip geçiliverir.

18 Beyit Dinle

Evlâdım! Sana verilen usule uygun hareket ediyor, kendi kendine davranışlara kalkışmıyorsan hiçbir zaman bu nev’î hâller olduğunda vehim ve korkuyla aklını karıştırma, sakin ol… Sükûnette kalben duru ol… Meselâ âsûde(yalnız) kaldığında kalbinin ve nabzının hiç atmadığını, nefes almadığın hâlde bazen dakikalarca zikre devâm ettiğini ifâde ediyorsun. İşte bu nev’î hâller seni telaşa sevk etmesin. Gönlün safâda olsun.. Bu hâlleri isteme.. Zuhûr ettiğinde de reddetme, kendi hâline bırak, seyreyle.

Kırk Mektup

Gözümün nûru evlâdım… Gönlüne gelen bazı şeylerin hemencecik vuku’ bulduğunu, rüyanda gösterilen bazı hâdisâtın birebir çıktığını söylüyorsun. Seyr u sülûkta birinci mertebede bu hâller zuhûr eder. Büyüklerimiz, talîm edilen ilk esmâda birçok hissiyâtın ve ilhâmâtın açıldığını, hatta ilk basamakta olan dervişin, bir kabre vardığında kabirde yatanın hâlini bile müşâhedeye muvaffak kılınabileceğini söylemişlerdir. Bu mümkündür, birçok defa şâhit olduğumuz hâllerdendir.

Kırk Mektup

Çok kısa olarak lâkin müşâhede makamında namazın hâllerini sana arz ettim. Şimdi îmân nûruyla ve irfân nazarıyla baktığında bu hâlin tezkiye-i nefs ve tasfiye-i kalp olduğunu fark etmez misin? Tamamıyla bu hâllerin ayân beyân meydana konulmasıdır namaz.

Kırk Mektup

“Ham olanlar, pişkin ve olgun olanların hâlinden anlarlar mı? Mâdemki anlamazlar, öyleyse sözü kısa kesmek lâzım vesselâm” dedikten sonra pişkin ve olgun zâtların sözlerinden ve hâllerinden anlayabilmek, istifâde edebilmek için ne gibi hâller takınılması lâzım geldiği hakkında bize nasîhatlerde bulunuyor. Ve buyuruyor ki:

18 Beyit Dinle

Mûcize ile kerâmet netîce îtibâriyle aynıdır; fakat lisân ve nezâket açısından peygamberlerden zuhûr eden fevkalâde hâllere mûcize, velîlerden zuhûr eden fevkalâde hâllere kerâmet denir. Bir de kerâmet gibi gözüken bazı netîceler, görüntüler ortaya çıkar. Hz. Üftâde ile Hz. Azîz Mahmud Hüdâî arasında geçen vak'a farkı çok güzel ortaya koyar:

18 Beyit Dinle

“Bize tâlip olmak isterseniz böyle abuk sabuk durumlara da razı olacaksınız, bu işler sizin bildiğiniz gibi değil. Bakın Allah Teâlâ’nın ne acâyip kulları var, onlardan ne fevkalâde hâller zuhur etmiş.” dercesine de sanki tasavvuf âdâbı, erkânı, usulü bilinmeyen bir yolmuş gibi insanlara ahkâm keserler. Dengesizliklerine, istikâmetten uzak hâllerine meczup kulpu takmaya çalışırlar.

Huzur Defteri 2
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü