Kavram
Velî / Evliyâ
Eserlerde “Velî / Evliyâ”
İhsan Efendi oğlum! Hâtem’ül-evliyâ ile, hâtem’ül-müctehidîn ayrı mefhumlardır. Hâtem’ül-evliyâ kişinin velâyet makamının nihayetinde olması mânâsına gelir. Yani herkesin kendine göre bir mânevî kâbiliyeti vardır. Bu mânevî kâbiliyet nispetinde de velâyet derecesi vardır. Velâyet derecesinin nihayeti nübüvvet makamının başlangıcıdır. Hiçbir velî nebî olamaz. Fakat velîler muhakkak nebîlerin ve bilhassa Nebî-i zîşan Efendimiz’in(sas) bir cihetten vârisidirler.
Kırk Mektup ↗
Biz mevzûmuza dönersek... Velâyet makamı işte Allah Teâlâ’nın artık kulunda cüz’î irade gibi görünen o hâlin küllî iradeye kalbolmasıdır. Yani velîsi Allah(cc) olan zâtlara velî denir. Bir kişinin velâyeti kimdeyse yani velîsi olarak kim tayin olunmuşsa izin ve salâhiyeti artık o kişinin velîsinden sorar ve o kişiyi velîsiyle berâber müşâhede ederiz. Velî; harekât ve sekenâtı ancak velâyetinde olan zâtla müşâhede edilmesi gereken zât demektir.
Kırk Mektup ↗
Allah'ın farz kıldığı hiçbir ibâdet hiçbir velî tarafından inkâr ve ihmâl edilmemiştir. Zâten öyle velî olmaz. Ve velîler farzlardan sonra hiçbir sünneti de ihmâl etmemişler ve bununla da yetinmemişlerdir. Kendi meşrepleri, içtihatları ve tercihleri doğrultusunda da nâfileler ile meşgul olmuşlar ve böylelikle Hakk'a ulaşmış, O'na dost olmuş, evliyâ mertebesine ermişlerdir.
18 Beyit Dinle ↗
Allah’ın husûsî seçtiği zâtlar vardır. Enbiyâsı var meselâ bir de beşik evliyâsı Allah-u Teâlâ’nın husûsî iltimas geçtiği evliyâsı. Orada geçen, “enbiyâ ve evliyâya uygun değilse…” de ki evliyâdan murad en yüksek derecedeki velâyet makamıdır. Evliyâ dediğiniz zâtlar da bostanda yetişmiyor. Gökten zembille de indirilmiyor. Bizim aramızdan çıkıyor. Mücahede ediyor, gayret ediyor. Oraya uygun olmaya çalışıyor. Yine geldi iş Fâtiha’daki, “Sırâtellezîne en’amte aleyhim” meselesine.
Beyaz Mercan Siyah İnci ↗
Rumeli’nde ne kadar Halvetî dervişi varsa çile için bu tekkeye gönderilirdi. Zira burası bünyesinde derviş hücreleri ve çilehâneleri ile âdetâ bu iş için tahsis edilmiş ve imar edilmiş bir tekke hüviyyetindeydi. Şunu da malûmat olarak zikredelim: Anadolu’daki Halvetî dervişleri için de Hz. Pîr Şabân-ı Velî Tekkesi’ne gitmek mu’tâd bir hal almıştır. Pîr Şabân-ı Velî ‘evtâd-ı erbaa’dandır. Yani Anadolu’nun dört büyük direğinden biridir.
Huzur Defteri 1 ↗
Velâyet makamının nihâyeti vardır. Velâyetin nihâyetine((hâtem’ül velâyete) çıkmış zâtlara hâtem’ül-evliyâ, derler. Hâtem’ül-evliyâ, velî kulların sonuncusu demek değildir. Bazı ahmaklar bu sözü kendi evhâmlarıyla yanlış anlarlar, daha doğrusu anlayamazlar. Hâtem’ül-evliyâ, bir kişinin kendi kâbiliyeti nispetinde ona takdir kılınan nasip miktarının en sonuna kadar yükselmesi demektir.
Kırk Mektup ↗
Huzurlarında bulunmakla huzur bulduğum Safer Efendi Hazretleri, Gönenli Mehmed Efendi hakkında en az dört kere şu minval üzere ifadelerde bulunmuştur, “Oğlum, Cumhuriyet devrinde yetişen pek âlim yoktur. Benim yetişebildiğim birkaç zat var. Muzaffer Efendi Hazretleri ve Şemseddin Yeşil Hocaefendi, Cumhuriyet döneminde yetişen nadir velîlerdendir. Günümüzde yaşayan büyük âlim zatlar veya bu asırda kıymetli insanlar mevcut;
Nur Kandili ↗
Velîlerin zevki ve derecesi farklı olduğu için velîlik farklı tezâhürler gösterir. Kısaca Allah, tecellîsini tekrar etmediği için, velîlerdeki tecellîsi de farklı olur. Bu bakımdan Hz. Mevlânâ Hz. Şems'e olan iştiyâkını, özleyişini zaman zaman dile getirir. Ve der ki:
18 Beyit Dinle ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…