Mehmed Fatih Çıtlak

Zât

Hz. Mûsâ

12 eserde · 166 geçiş 950 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Hz. Mûsâ”

Burada bir parantez açalım. Efendimiz'in (s.a.v.) ' Et-Tâc'da geçen bir hadîs-i şerîf'ini mealen sizlerle paylaşalım. Adem Aleyhisselam ile Musa Aleyhisselam arasında bir tartışma zuhur eder. Hazreti Musa, Hazreti Adem'e “Sen o işi yapmasaydın, biz cennetten çıkmazdık. Şimdi bize külfet kaldı' der. Hazreti Adem ' Ya Musa, sen tevratı ilk ne zaman gördün?' diye sorar. Hazreti Musa 'Yer ve gök yaratılmazdan kırk gün (farklı rivayetlere göre elli gün, kırk sene, elli sene, bin sene) evvel gördüm.' diye cevap verir.

Beyaz Mercan Siyah İnci

Derler ki Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâm bir adamla karşılaşmış. Adam, “Ya Mûsâ, Rabb’inle görüştüğünde yahut O’na dua ettiğinde ne olur söyleyiver de bana bir öküz daha versin, çünkü tek hayvanla tarlayı sürmek zor oluyor.” demiş. Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâm da Cenâb-ı Hakk’a duada bulunmuş. Hazret-i Allah, “Yâ Mûsâ, o kuluma söyle, hem ona bir öküz vereceğim hem de komşusuna...” buyurarak duasının müstecap olduğunu bildirmiş. Hazret-i Mûsâ adama gelip kendince müjde vermiş. Ama o da ne?

Küfür Fedaisi

Bir mühim fark da şudur; kerâmet karşısında sihir yok olur ama sihir karşısında kerâmet yok olmaz. Bunun misâli Kur'ân-ı Kerîm'de anlatıldığı şekliyle Hz. Mûsâ'nın âsâsının o devrin sihirbazlarının yılan, akrep, çıyan gibi gösterdikleri sicimleri yalayıp yutması ve yok etmesidir. Hz. Mûsâ'ya ilk îmân edenler o sihirbazlardır. Kendilerinin sihir ilmiyle yılan, akrep, çıyan vs. gibi gösterdikleri iplerin, değneklerin Hz. Mûsâ'nın âsâsı tarafından tamâmen yok edilmesinin bir sihir olmadığını anladılar.

18 Beyit Dinle

Yahudi padişahın kendisinden evvelki İsa Aleyhisselâm’a düşman olması meselesi, körü körüne inanış yani küfür ile alâkalı bir ifadedir. Burada kastedilen, samimi ve muvahhid -Allah’a şirk koşmadan, Hazret-i İsa Aleyhisselâm’ı Allah Teâlâ’nın peygamberi kabul eden ve Mûsâ Aleyhisselâm’ı da tasdik eden kişileri anlamaktan âciz olan padişahtır.

Küfür Fedaisi

Bir latifeyle hem neşelenmiş hem de dertleşmiş olalım. Hazret-i Musa(as) ümmetinin kendisini çekiştirip durmasından dolayı Mevlâ’sına şikâyette bulunmuş. Cenâb-ı Hakk da Hazret-i Musa’ya(as) “Beyhûde üzülürsün yâ Musa! Sen ki nihâyetinde bir beşersin, beşerin beşeri çekiştirmesi tabiidir. Makbul değil ama hep vâki olan bir şeydir. Ben Rabb’leri olduğum hâlde beni bile çekiştiriyorlar.” buyurarak peygamberini tesellî eylemiş. Pek hoş bir latife!

Kırk Mektup

Neyse, Hazret-i Musa(as) bu kulun durumunu “Elçiye zeval gelmez.” kabilinden arz eylemiş. Hakk Teâlâ da ona “Yâ Musa, o kuluma söyle sadaka vermesin, infâk etmesin, eğer infâk etmeye, cömertliğe devâm ederse ben yeryüzünde kanunumu icrâ ederim. İhsan ve ikrâm edene ihsân ve ikrâmda bulunurum.” buyurmuş. Hazret-i Musa(as) da adama gelmiş; “Kardeşim senin meseleni halletmek çok kolay. Malından infâk etmeyeceksin. Cömertlik yapmayacaksın. Müşkilin hallolacak.” demiş.

Kırk Mektup

Adam bu cevâba sevinememiş. “Yâ Musa, bunu yapmaya Allah(cc) beni mecbûr mu tuttu?” diye mukâbelede bulunmuş. Hazret-i Musa(as) da “Hayır, fazla maldan şikâyet ediyorsan böyle yapmanı söyledi.” diye cevap vermiş. Adam üzülerek Hazret-i Musa’ya(as) “Ey Allah nebîsi, desene bizim bu malın çoğalmasına çâre bulamayacağız. Çünkü benden gelip birisi bir şey istediğinde ben asla ‘hayır’ diyemiyorum. İstediğinden fazlasını ona ikrâm için gayret ediyorum.

Kırk Mektup

Allah Teâlâ da onlara Hıristiyanlığın hakikatinden uzak hatta Mûsâ Aleyhisselâm’dan sonra İsa’yı hafife alan bir zalimi musallat kıldı. O itikadlarının karşılığında helâk edici bir amele sürüklendiler. Zira vezirin hıyânetine bakın... O kimse Mûsâ’yı anlasaydı İsa’ya dil uzatır mıydı? Aynı alçaklık bu Hıristiyan kavimlerinde de vardı ki Hazret-i İsa’yı anlamadıkları için Hazret-i Ahmed(sas)’i anlamadılar. Gönül ehlinden uzaklaştılar, beden ve kalıba hizmet eden bir alçağın uşağı oldular.

Küfür Fedaisi
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü