Mehmed Fatih Çıtlak

Kavram

Tevâzu

11 eserde · 77 geçiş 135 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Tevâzu”

Velhâsıl anlaşıldı ki edebin menşei kalptir. Kalbin ziynetlenmesiyle, parlamasıyla insanda ahlâk inkişâf eder. Yoksa rûhî tekâmül asla mümkün değildir. Mülhime makamının rûh makamına mukâbil oluşu(denk gelmesi) ve rûhla, rûhun varlığını vücud ikliminde hissettirmesinden dolayı “tevâzu” bu nefis mertebesinin vasfı olarak kendini gösterir. Çünkü rûhtan haberdâr olmakla, diğer rûhlarla ve karşısındaki kişilerin, rûh sâhiplerinin farkındalığı da bu makamda ayân beyân hissedilir. Tevâzu ile bu ölçü ve mîzân dengelenir.

Kırk Mektup

Ayrıca tevâzunun menşei, edebin ve îmânın menşei olan kalptir. Ol sebepten sadece akıl ile yapılan, şeklen tevâzu’ gibi olsa da kişiyi Cenâb-ı Hakk’a yaklaştırmaz. Hatta çoğu zaman gösterişten ibâret olur ve belki de karşıdaki insana üstünlük taslamak hâlini alır. Onun için “Fazla tevâzu kibirdendir.” derler. Ahlâk ve edep öyledir ki, Cenâb-ı Hakk’a yakınlığı ve bu yakınlıktan sonra da uzaklaşmamayı insana ihsân eder, etmelidir.

Kırk Mektup

“İlim bir noktadır, onu câhiller dağıtır, eğer, büker ve farklı şekiller verir.” Burada anlatılan, makbul bir cehalettir. Kendi cevherini merak eden insan, o merak ve muhabbet sayesinde aşka doğru ilerler. İlerledikçe bu aşk onu daha da çeker. Âşıkla diğerleri arasındaki en bâriz fark şudur. Âşık ilerledikçe cehaletini fark eder, bu aşktan mahrum olan ise kendisini âlim zanneder. İlim ehlinde tevâzu olur, aşk ehlinde ise mahviyet olur.

Aşkın Bir Noktası

Bu makamın evvel sıfatı tevâzudur. Tevâzu haddini bilmektir. Kendisinde bazı nimetler, güzellikler, ilme ve hâle dair bazı tecellîler olduğunu bildiği hâlde bunların sâhibi olmadığını anlamaktır. Onların kendisinde emânet bulunduğunu idrâk ederek, cümle kullardan ednâ (çok daha aşağı) olduğunu düşünmek ve devâmlı müteyakkız olmak hâlidir.

Kırk Mektup

Hocaefendi’nin teslimiyetini, vakarını, tevazuunu, sözünde sadık oluşunu farklı başlıklarla işlesek hem çok şey yazmak icab edecekti hem de ruhâniyetinin, kendisinden bu kadar çok bahsedilmesinden memnun kalmayacağı aşikârdı. Nasıl ahde vefa eyler? Gerçek tevazuu nedir? Size aktaracağım bu hatırayla, Hocaefendi’yi bendenizden çok daha iyi anlayacaksınız.

Fatih Hatıratı

Başlığı okuduğunuzda, bu kavramların ve tabirlerin Hocaefendi’nin oğlunun vefatıyla nasıl bağdaştığını düşünebilirsiniz. Hocaefendi’nin teslimiyetini, vakarını, tevazuunu, sözüne sadık oluşunu farklı başlıklarla işlesek hem çok şey yazmak icab edecekti, hem de Gönenli Hocamızın rûhâniyetinin, kendisinden bu kadar çok bahsedilmesinden memnun kalmayacağı âşikârdı. Nasıl ahde vefa eyler? Gerçek tevazuu nedir? Size aktaracağım bu hatırayla, Hocaefendi’yi bendenizden çok daha iyi anlayacaksınız:

Nur Kandili

O adam kendisini Allah’a karşı kullukta, mahviyette, tevazu içerisinde tutuyor. Onun tevazuu ile hareket etmesi, senin onun huzurunda edepsizce hareket etmeni gerektirmez. O mahviyetle konuşuyor, sen de huzurunda edeple oturacaksın. O manevî izzet ve şeref sahibi mananın ve o manayı söyleyen kişinin karşısında eğer edebini takınmazsan asla o sohbete dâhil olamazsın. Onlara layık olan edep ve tazimi yerine getirmeyince, elçiliklerinden nasıl istifade edersin? Onlar elçidir.

Beyaz Mercan Siyah İnci

“Toprak ol! Yâni toprak gibi tevâzu sâhibi ol. Hak erlerinin ayakları altında toprak ol. Ve toprak saç haset illetinin başına.” (Başa toprak saçmak, eski zamanlarda hakâret maksadıyla yapılan bir hareketti. Yâni hasedin başına toprak saçarak onu alçalt, deniyor.)

18 Beyit Dinle
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü