Kavram
Aşk
Eserlerde “Aşk”
Burada Nakşî Hazretleri tevâzu ve mahviyetle az evvel yukarıdaki kıtada beyân ettiği âşıkların hâline özenen bir tâlipmiş gibi nutku tamamlıyor. Şöyle ki; “Aşk yolunun başı da aşktır, sonu da aşktır.” derler. Baştaki aşk, kulun mahbubu olan Mevlâ’sına ermek isteyişi gibi görünür. Yani bu yolun ilk başında hissedilen aşk kişinin kendinde bulduğu aşktır. Yolun sonundaki aşk ise Mevlâ’sının ona bahşettiği, yanına çekerek âşık eylediği makamdır.
Huzur Defteri 2 ↗
Aşk, kelime olarak; Hindistan'da yetişen ve adına “aşaka” denen bir sarmaşık cinsinden türemiştir. Aslı ‘ışk'tır, Türkçe söyleyişte aşk olarak telaffuz edilir. Her sarmaşık cinsinde sarıldığı ağaç gövdesinden istifâde etme ve ondan gıdâlanma tabîatı vardır. Fakat aşaka sarmaşığı, sarıldığı ağacı beş-altı sene içinde emerek tamâmen yok eder ve onun yerine kendi kâim olur. Aşk, âşıkı sarar, yok eder âşıkın yerine, aşk kâimdir. Artık âşıktan söz edilmez, konuşulan sâdece aşktır.
18 Beyit Dinle ↗
“İlim bir noktadır, onu câhiller dağıtır, eğer, büker ve farklı şekiller verir.” Burada anlatılan, makbul bir cehalettir. Kendi cevherini merak eden insan, o merak ve muhabbet sayesinde aşka doğru ilerler. İlerledikçe bu aşk onu daha da çeker. Âşıkla diğerleri arasındaki en bâriz fark şudur. Âşık ilerledikçe cehaletini fark eder, bu aşktan mahrum olan ise kendisini âlim zanneder. İlim ehlinde tevâzu olur, aşk ehlinde ise mahviyet olur.
Aşkın Bir Noktası ↗
Aşkın zâhirîsi, bâtınîsi, dünyevîsi, uhrevîsi olmaz. Aşk birdir. Âşık ve mâşuk çoktur. “Leylâ, Leylâ derken Mevlâ'yı bulmak” bunun gibidir. Kendini câriyeye âşık zanneden padişâhın, rüyâsında gördüğü zâtı hakîkî hayatta gördüğünde aşkının istikâmetini doğrultması da böyledir. Hz. Yusuf'u ihtiyar hâlinde tekrar gören Züleyha'nın: “Ben sende seninle ihtiyarlamayıp eskimeyecek olan güzelliği görmüş ve âşık olmuşum ama bunu şimdi anladım.” demesi de böyledir.
18 Beyit Dinle ↗
Evlâdım! Sevgi ve muhabbet bizim meşrebimizde tabiî ki hürmet ve saygıdan evvel gelir. Bizler aşk u muhabbetle pişer, kemâle ereriz. Gıdamız aşk, cevherimiz aşk, her hâlimiz aşk u meşk üzeredir. Amma, şunu unutmayasın ve asla ihmâl etmeyesin ki sevgi ve muhabbet, hürmet ve saygıyla devâm eder. Saygı ve edep terk edildikçe, kişide uyanan aşkın ve muhabbetin, âşık ve maşûk alâkasının çökmesi, kaybolması muhakkaktır. Gerçek âşıklar, maşûklarına yakîn olsalar da asla edebi aşmayan kimselerdir.
Kırk Mektup ↗
Yani muhabbetten kastımız fart-ı muhabbet, aşktır. Muhabbetin ziyâde oluşuna yani tamamıyla vücud iklimini sarmasına aşk denir. Aşk; Allah Teâlâ’nın hududunu aşmak mânâsına gelmez. Bunun içindir ki aşk kalpteki edebi vücuda getirir. Bu nev’îden olan aşk imân zevkinin ve ziynetinin kalpte tam olarak temekkün (mekân tutması, yerleşmesi) etmesi hâlidir. Kul; mahlûk olması ve Cenâb-ı Hakk’a abdiyyetle mukayyet olması hasebiyle, aşk ve muhabbetinde başıboş değildir. Bu aşkın da bir terbiyesi vardır.
Kırk Mektup ↗
Aşkın bir noktasını duyup işitenler, hemen bu kitabı ellerine alıp okumaya başlamış olabilirler ve âmentüsünden ilmihaline daha birçok mevzûya girildiğine şâhit olarak, “Aşkın bir noktası bunun neresinde?” diye sorabilirler. Evet, aslında yaptığımız bu, yani gayemiz size bu soruyu sordurabilmek. Acaba aşkın bir noktasını şu anlattıklarımızda bile bulabilir misiniz yahut aşkın hakîkatini temsil eden, o saf ve temiz nur noktasında bu anlatılanları nereye sığdırabilirsiniz? “Aşk bir davaya benzer.” Doğrudur;
Aşkın Bir Noktası ↗
Âşık nice hayırlar yapar, nice güzel şeylere vesile olur fakat bunların hiçbirinden haberdar değildir. Aşk onda vazife ve hayat şekli olmuştur. Bu farkında olamayışı aslında Allah Teâlâ’nın onu kendi benliğinden sıyırıp almasıyla îzah edilebilir. Sadece rıza ile meşgul olsun başka şeyleri hiç fark etmesin diye Cenâb-ı Hakk onu gayrıyla meşguliyetten âzad eylemiştir. Âşık Allah’tan gayrıya câhildir. Ancak ne denir bilirsiniz. Dünyada hiç arı kalmasa bir buçuk iki sene içerisinde dünya bitermiş. Âşıklar da öyledir.
Aşkın Bir Noktası ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…