Zât
Mevlânâ
Eserlerde “Mevlânâ”
Şeyhinin vefatından sonra Hazret-i Mevlânâ medresede ders verip talebe yetiştirmeye başlamış bir taraftan da mürîdlerine mürşidlik yapmıştır. Şeyhinin vefatından beş yıl kadar sonra Şems-i Tebrizî ile karşılaştığı kayıtlarda yer almaktadır. Hazret-i Şems, Cenâb-ı Pîr Hazret-i Mevlânâ’yı tanıyınca; “Ben aradığımı Hüdâvendigârım Mevlânâ’da gördüm.” deyip Konya’da kalmıştır. Hazret-i Mevlânâ ile Hazret-i Şems buluştuktan sonra Selâhaddîn Zerkubî Hazretleri’nin hücresinde altı ay sohbet etmişlerdir.
Beyaz Mercan Siyah İnci ↗
Hz. Mevlânâ'nın “senin hatırın için” demesi şu gerçekten dolayıdır: Mesnevî-i Şerîf yazılmadan önce Hz. Mevlânâ'nın sohbet meclisine, irşâd halkasına dâhil olanlar tefsir, hadîs, fıkıh, kelâm gibi şer'î ilimlerin yanısıra, tasavvuf konularında, özellikle Feridü'd-dîn Attar Hazretlerinin “İlâhînâme”, “Esrarnâme” ve “Mantıku't Tayr” isimli eserleri ile Hakîm Senâî'nin “Hadîkatu'l Hakîka” ve “Seyru'l İbâd” isimli eserlerini de okurlardı. Çünkü Hz.
18 Beyit Dinle ↗
Cenâb-ı Pîr Hazret-i Mevlânâ Muhammed Celâleddin-i Rûmî Efendimiz 17 Aralık 1273 (5 Cemaziyelâhir 672) tarihinde âlem-i âhirete göçmüştür. Hazret-i Mevlânâ bu geceyi Rabbine kavuşma günü olarak gördüğünden ‘Şeb-i Arûs’ (Düğün Gecesi) olarak adlandırır.
Beyaz Mercan Siyah İnci ↗
Mesnevî-i Şerîf'in lisânı, Horasan'da bundan yedi asır önce konuşulan Horasan Farsçası'dır. Bugünün anlayışıyla, “Hz. Mevlânâ mâdemki Türk'tü, Anadolu'da yaşıyordu, lakâbı dahi Anadolulu mânâsına gelen Rûmî'ydi; niye yabancı dilde yazdı?” deniliyor. Hâlbuki Hz. Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf'i anadili olan Horasan Farsçası'yla yazmıştı, Belh'li Farsçasıyla... Çünkü Horasan'da o zamanlarda, yâni bundan yedi asır önce de; bugün de oralı Türkler, Türkçe değil Horasan'a mahsus Farsça konuşurlar.
18 Beyit Dinle ↗
Malûm, Tarîkat-ı Cerrâhiyye’de Hazret-i Pîr Muhammed Nûreddîn Cerrâhî Efendimiz’e Cenâb-ı Mevlânâ Celâleddîn-i Rumî Efendimiz, âlem-i mânâda sikke hediye ettiği için Cerrâhî postnişînleri aynı zamanda Mevlevî erkânından da mezundur. Hatta Adnan Menderes zamanında, Spor Sergi Sarayı’nda Mevlevî âyini yapılacağı vakit, Mevlevî Şeyhi Süleyman Dede’ye âyini nasıl idare edeceğinden, nerede duracağına, dervişleri nasıl idare edeceğinden, hangi duâları okuyacağına kadar tâlimini Fahreddîn Efendi Hazretleri yapmıştır.
Huzur Defteri 1 ↗
İnsân-ı kâmiller toplumun rûhu gibidir ve can gözüyle, baş gözüyle görülemezler. Görmek isteyenler olur, her devirde de olmuştur. Hz. Mevlânâ'nın sağlığında da böyleydi. Selçuk Sultânı II. Gıyâseddîn Keyhüsrev'in kızı ve vezir Muîneddîn Pervâne'nin zevcesi Gürcî Hâtun, Hz. Mevlânâ'nın bendelerindendi. “Kendilerini her zaman göremiyorum, bir resmini yaptırayım da gül olmadığı mevsimde gülsuyu koklamak gibi, tasvîrine bakayım.” düşüncesiyle zamanın ünlü ressamı Aynü'ddevle'den Hz.
18 Beyit Dinle ↗
Kıymetli dostlar! Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Efendimiz bu beyitlerle buraya kadar anlatılan mevzuyu zaten özetlemiş oluyor. Lâkin sadece bu son satırlar birçok meseleye işaretle açıklama getirmektedir. Kabaca hatta fazla detayına girmeden, şöylesine bir tasnif edersek Hazret-i Mevlânâ,
Küfür Fedaisi ↗
Hazret-i Mevlânâ bu yürek yangınıyla gece gündüz semâ etmekte; altın, gümüş neyi varsa saçıp durmaktadır. Teselliyi Şeyh Selâhaddîn-i Zerkubî Hazretleri’nde bulmuştur. Hazret-i Mevlânâ, Selâhaddîn-i Zerkubî Hazretleri’ni kendi yerine şeyh seçmiştir. Selâhaddîn-i Zerkubî Hazretleri’nin Âlem-i ahirete göçmelerinden sonra da Çelebi Hüsâmeddîn Hazretleri, Cenâb-ı Pîr Hazret-i Mevlânâ’ya hem-dem ve halîfe olmuştur.
Beyaz Mercan Siyah İnci ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…