Mehmed Fatih Çıtlak

Yer

Bağdat

8 eserde · 28 geçiş 32 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Bağdat”

Kendisine Sertarîkzâde denilmesinin sebebi şudur: Halvetiyye’nin meşhur kollarından Şemsiyye’nin pîri, Şemseddîn-i Sivâsî Hazretleri (i. 1005/1597)’nin yeğeni Abdülmecîd Sivâsî Hazretleri (i.1048/1639), ordu Bağdat’ın fethi için hareket ederken dervişleriyle beraber İstanbul’a gelmiş ve IV. Murad’ın ordusunu Bağdat’a teşyî etmiş ve duâlarda bulunmuştur. Bağdat’ın fethi, Osmanlı’nın son fetihlerindendir ve aynı zamanda padişahın ordunun başında gittiği en son sefer olması bakımından mühimdir.

Huzur Defteri 1

Eşkıya reisi dizleri üzerinde çökerek yığılmış. Cenâb-ı Pîr’in ellerini tutmuş “Çocuk sen nereye gidiyorsun? Ne yaparsın, ne edersin?” diye sormuş. Hazret-i Pîr “Bağdat’a ilim öğrenmek için gidiyorum, bunlar da anacığımın tahsilim için tahsis ettiği nakit paradır. İnşallah Allah’ın(cc) razı olduğu ilimleri öğrenip, bununla âmil olup Allah(cc) ve Resûl yolunda bulunmak için Bağdat’a hicret ediyorum.” diye cevap vermiş.

Huzur Defteri 2

Reis hemen adamlarına emir vermiş, kervandakilerin malları iâde edilmiş. Tek tek hepsiyle helâlleşerek, kervandakilerin de hüsn ü şehâdet ve muhabbetlerine mazhar olmuşlar. Hazret-i Pîr bu doğru sözlülüğü ve ahlâkı, Rabb’inin de kendisine ihsan eylediği mânevî tasarrufâtıyla; küçük yaşında ardında koca koca insanların bulunduğu bir hâlde Bağdat’a dâhil olmuş. Yani sizin anlayacağınız Gavs’ül a’zam Pîr Abdülkâdir el-Geylânî’nin kerâmeti Bağdat’a gelişinden zâhir olmuş.

Huzur Defteri 2

Hz. Cüneyd-i Bağdâdî Efendimiz’e sormuşlar, “Sultanım sizin tesbihâtınızı çok merak ediyoruz, günlük evradınız kaç adettir, lütfeder misiniz?” Bu istek üzerine Hz. Pîr “66 ism-i celâl çekmeye gayret ediyorum.” buyurmuş. Suali soranlar bu cevap karşısında “Efendim, sadece bu kadar mı?” diye şaşkınlıklarını izhar etmişler. Hazret-i Pîr Cüneyd-i Bağdâdî(ks) “Ah kardeşlerim, inanın ki buna bile tâkatim yetmiyor, lâkin verdiğim sözden dolayı vazifeyi ifa etmeye gayret ediyorum.” buyurmuş.

Aşkın Bir Noktası

Bunun üzerine eşkıya reisi “Çocuk eğer kabul edersen biz de seninle beraber Bağdat’a gelip, senin yanında ve civarında insanca, mü’min olarak yaşamak istiyoruz. Gittiğin yere bizi de götürür müsün? Ben ve adamlarım senin gibi bir kişi bulmuşken hizmetini görmek isteriz. Bu yaşımıza kadar çok hata ettik. Tövbe kapısına ve Bağdat’a seninle beraber gelmemizi kabul eder misin?” diyerek teslimiyetini Cenâb-ı Pîr’e arz etmiş.

Huzur Defteri 2

Abdulkâdîr-i Geylânî Hazretleri, sabî (bebek) hâlindeyken Ramazan günü annesinden süt emmezmiş, iftar vakti geldiğinde sütünü ister, imsak vaktiyle ağzını mühürlermiş. İmdi bu, çalışarak olacak şey mi? Allah Teâlâ’nın velâyet bürhânı olarak insanlığa ibret olsun diye gösterdiği kerâmettir. Daha çocukken eşkıyayı ıslah edip o eşkıya gürûhunun şekâvetini irşâdıyla saadete tebdil edip Bağdat şehrine öylece dâhil olması da meşhur kerâmetlerindendir.

Kırk Mektup

Ekseriyet “Canıma ne olacak? Malım mülküm elden gidecek mi? Evlâdımın istikbali nasıldır?” gibi korkularla ömrünü harceder ve bunları kaybetmemek için Cenâb-ı Hakk’a müracaat eder. Halbuki erbâb-ı kurbiyyet ve velâyet olan zâtlar her şeyi O’na(cc) yakınlığa vesile eder, O’ndan(cc) gayrı muhabbete meyletmez hatta O’na(cc) duyulan muhabbeti bile gene O’nun(cc) yoluna sevk eder, infak ederler. İnşallah bu sözlerim sorduğunuz suâle cevap olmuştur. Burada Bağdatlı Rûhî Efendi’nin gâyet hakimâne bir nutku vardır.

Kırk Mektup

Pîr-i Pîrân (bütün pîrlerin pîri) de denilen Hz. Cüneyd-i Bağdâdî “Kul, Rabbine yakîn olmaya, yine O'nun inâyeti ile erdiğinde; yâni kendi varlığından geçip, kendinden fânî ama Bâkî'de bâkî olduğunda (ki bu hâle, seyr-i sülûkun en yüksek mertebesi olan seyr-i mâallah denir) mevhum (vehmedilen) ve nisbî varlık bitmiş mutlak Varlık'ta var olmuş olur; ki buna da Bekâbillâh (Allah'ta bâkî) denir.” buyurmaktadır. Denize düşen bir damlacık suda artık varlık kalmış mıdır? O da deniz değil midir?

18 Beyit Dinle
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü