Mehmed Fatih Çıtlak

Kavram

Fenâ

10 eserde · 44 geçiş 41 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Fenâ”

Sûfiyyenin ahkâmını ve ilmî hüviyetini bu tâbirler, mefhumlar çok iyi anlatmaktadır. Meselâ; tevhîd, cem, cem’ül-cem, takva, verâ, tevâzu, mahviyyet, fenâ dereceleri, bekâ makamları gibi daha birçok îzâha muhtaç mefhumları ciltlerle kitaplarda uzun uzun anlatmışlardır. Bunlar şimdilik dursun.

Kırk Mektup

Yani, hâşâ Erham’ur-râhimîn olan Allah Teâlâ onları saptırmamıştır. Kendileri ilmi taleplerindeki niyet bozukluğunun musîbetine uğrayarak lâyıklarını bulmuşlardır. Yani kendileri talep etmişler de böyle olmuşlardır, ettikleri kendilerindendir. Çünkü Allah(cc) ilmi isteyene verir. Amma ne için isterse onun için verir. Sonra da hesabını alır. Fâideli ilimle meşgul olan bekâya erişir, rahmete ve muhabbete nâil olur, kurbiyyet sahasında dem sürer.

Kırk Mektup

Şimdi size bambaşka bir sahadan örnek getireyim. Yirmi beş otuz yıl bekâr olarak yaşıyorsun. Sonra bir vesileyle hayatını birleştireceğin insanda karar kılıyorsun, nikâh masasına oturuyorsun. İki kişinin “evet” sözüyle nikâh akdi gerçekleşiyor. Şimdi biri kalkıp şöyle dese: “Ne oluyor burada! Bu adam otuz senedir bekâr, şimdi burada, on beş dakika içerisinde bir ‘evet’ demekle evli olup komple medeni hâli mi değişti? Bu kadın bizim tanıdığımız kadın, bu adam da bizim bildiğimiz adam.

Senin Ramazanın

Evlenmek meselesinde Safer Efendi Hazretleri çok tenbihatta bulunurdu. Zaten baş göz etmeye yani insanları evlendirmeye çok meraklı ve gayretliydi. Çünkü bu mühim meseledir, veballi bir iştir. İki bekârı evlendirdiğinde çok keyiflenirdi ve bu izdivaçları sünnet-i seniyyeye uygun şekilde halleder, arada herhangi bir niza yahut bir pürüz çıkarsa nüfûzunu ve saygınlığını kullanarak işi hemen çözerdi.

Huzur Defteri 1

(Farsça'daki ‘zinde' kelimesi her ne kadar ‘diri' mânâsına gelir ise de bu dirilik, sıradan, ölünün karşıtı olan dirilik değildir. Hayâtiyetini muhafaza etmek mânâsını taşır. Onun için aşkta böyle bir hayâtiyet -bekâ vardır.)

18 Beyit Dinle

Ramazan ve insan kelimesine dikkat çekmiştik. Ramazan’ın bu dünya hayatında bizlere faydası yudum yudum lakin doyasıya geliyor; o feyizle beslenip diğer Ramazan’a erişirken, bu mübarek ayın bize bahşettiği nimetler kaybolmuyor, bereketleniyor, müteselsilen bekaya doğru gidiyor.

Senin Ramazanın

“Ey insanlar, siz Ömer’i böyle görürsünüz de adam mı zannedersiniz. Bu Ömer putlara tapardı, câhiliyye zamanında türlü türlü fenâlıklar yapardı; halaları, akrabaları açken tek başına ziyafet sofraları düzer, hiç aldırmadan tıka basa yemek yerdi. İşte Ömer böyle bir adamdı.”

Kırk Mektup

Pîr-i Pîrân (bütün pîrlerin pîri) de denilen Hz. Cüneyd-i Bağdâdî “Kul, Rabbine yakîn olmaya, yine O'nun inâyeti ile erdiğinde; yâni kendi varlığından geçip, kendinden fânî ama Bâkî'de bâkî olduğunda (ki bu hâle, seyr-i sülûkun en yüksek mertebesi olan seyr-i mâallah denir) mevhum (vehmedilen) ve nisbî varlık bitmiş mutlak Varlık'ta var olmuş olur; ki buna da Bekâbillâh (Allah'ta bâkî) denir.” buyurmaktadır. Denize düşen bir damlacık suda artık varlık kalmış mıdır? O da deniz değil midir?

18 Beyit Dinle
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü