Kavram
Vecd / Cezbe
Eserlerde “Vecd / Cezbe”
Dervişin tennûresi kefenidir. Bizim yolumuza intikal eden tennûrenin şekli Hazret-i Pîr İbrahim Gülşenî’den gelmektedir. Her tarîkin kendine mahsus bir zikir kıyafeti vardır. Ekserîsi beyazdır. Zîrâ derviş o zikir üzre öldüğünde kefeni üstünde hazır vaziyettedir. Zât-ı âlinizin malûmu, mukâbele gecelerinde (âyin yapıldığı vakitlerde) derviş zikre “neveytü’l-vecd” “Vecde niyet ettim.” diyerek başlar.
Kırk Mektup ↗
Efendimiz(sas) Hazret-i Ebu Bekir(ra) Efendimiz’e “Kur’ân-ı Kerîm’i okurken (mümkünse) ağlayınız. Ağlayamaz iseniz (ağlayarak okuyanları taklit için, hâlinizi o hâle benzetmek için) ağlar gibi yapınız.” buyurmuştur. Bu dahi gösteriyor ki kişi vecd hâlinin güzelliklerine hakkıyla eremese de vecde gelenleri taklit etmesi -riya, gösteriş olmaksızın câizdir. Allah Teâlâ’yı toplu hâlde cemaatle zikretmenin hadîs-i şerîflerle meth ü senâ edildiğini bilmekteyiz.
Kırk Mektup ↗
Size tevcih edilen (yöneltilen) suâle gelince… “Kişinin, bu devrânın hakîkatini görmeden, bu hâli müşâhede etmeden taklid ederek devrân etmesi, vecde gelmeden vecde gelmiş gibi cevelân etmesi câiz midir?” demişler. Siz bu suâle inşallah cevap verebilmişsinizdir. Bilmediğiniz veyâhut size bildirilmeyen bir mevzûda, “Bilmiyorum.” demek asâletten ve edeptendir. Dervişe bu yakışır. Bildiğiniz mevzû sorulursa, sizden istenirse anlatmak yine edeptendir. İmdi, suâle şöylece cevap vermeniz herhâlde muvâfık olacaktır:
Kırk Mektup ↗
Ve Hz. Mevlânâ câmide, medresede, handa, hamamda, düğünde, dernekte, sarayda, kulübede, hânede, virânede, sokakta ve bahçede söyledi, söyledi Çelebi Hüsâmeddîn de yazdı, yazdı Tam 3999 beyit. Ve tarih 1261 sonları olmuştu. Bu sıralarda bazı hâller zuhûr etti. Çelebi Hüsâmeddîn'in zevcesi vefât etti ve Çelebi Hazretleri'nde bazı hâller oluştu. Allah erleri ve dostlarının bizim aklımızın ermeyeceği bazı hâlleri vardır, buna kısaca cezbe denilip geçiliverir.
18 Beyit Dinle ↗
Ekrem Ağabey’e göre biz hiçbir şey görmemişiz. Geçmiş zamanlarda Hocaefendi Eyüp Sultan Camii’ne girerken “Allah!” diye bir sayha atar; cami, sanki kubbesi yıkılacak gibi sallanırmış ve o cezbe hali namaza kadar bitmezmiş. Hocaefendi, Medine’ye gelmiş ve sanki Efendimizin(sas) türbe-i şerîfini ziyaret ediyormuşçasına bir heyecan ve şevkle cerbezeli ve cezbeli vaazlarda bulunurmuş.
Nur Kandili ↗
Peki güzel ama sohbet kalbin kalple buluşmasıysa, bunun şartları nelerdir? Anlaşılacağı üzre fesat, fitne ve ayıp görmek kastıyla bu meclislere girmemektir. Kendi benliğini ve egonu tasdik ettirmek için değil, kendi benliğini hem kendi gözünden hem başkalarının görüşünden silmek için sohbete gidilir. Kalp aynasını cilalamak, pasını, tozunu temizlemek için sohbette parlamış, cilalanmış aynaya bakarak safa bulmak, ilâhî rıza ve muhabbete mâni olan hataları izâle etmek için sohbete girilir.
Huzur Defteri 2 ↗
Bu arada bazı arabaların kalkış anonsu yapıldı, yanımdaki büyük gruptan da epeyce kalkanlar oldu. Birkaç kişi kalmıştı. Gruptan ses yükseldiğinde ara sıra başımı çevirip gayriihtiyârî baktığımda birkaç defa göz teması kurduğumuz beyefendi de yan masada oturuyordu. Tekrar göz göze geldiğimde beyefendiye başımla selâm verdim. O da çay bardağını alıp selâm vererek yanıma oturdu. Bendeniz hürmeten doğrulur gibi yaptım, ‘ve aleyküm selâm’ diyerek samimiyetle musafaha eyledim.
Aşkın Bir Noktası ↗
“Bugünkü veya yakın zamanda gördüğümüz gibi Resûlullah’a(sas) âşık, Allah’a(cc) meftun, cezbeli zâtlar yoktu. İşbu rivâyet yeni çıktı. Dolayısıyla bu kadar Allah(cc) ve Resûl’üne(sas) muhabbet meşrebini insanların karşısına çıkartmak bid’atten başka bir şey değildir.”
Huzur Defteri 2 ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…