Mehmed Fatih Çıtlak

Kavram

Zühd

11 eserde · 66 geçiş 23 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Zühd”

Zâhidli; tarîkatte yüksek bir mertebedir. Bir halkın bildiği zâhid vardır ki bunlar âhiret için dünyayı boşayanlardır. Bir de bazı ulemânın bildiği zâhid vardır. Bunlar da dünyayı ve âhireti Allah(cc) için terk edenlerdir. Bir de bu ikisinin hâricinde, halkın zâhid diye bildiği lâkin aslında taklidde kalan, millete riyakârlık içinde olan sahte ve ham sofular vardır. İşte burada zâhid diye geçen bu menfî şahıstır. Denmektedir ki “Ey zâhid, ham sofu!

Kırk Mektup

Mina’da, Gönenli Mehmed Efendi Hazretleri, çadırın dip tarafında oturmuş, tefekkür halinde namaz vaktini bekliyordu. Ben de çadırın kapısına doğru yönelmiştim ki 40-50 metrelik bir mesafede Mehmed Zahid Kotku Hazretleri’ni gördüm. Baktım, tebessüm ediyor. Tebessüm anındaki yüzü Gönenli Mehmed Efendi Hazretleri’ne doğruydu. Gayr-i ihtiyarî çadırın içine döndüm. Gönenli Hocam da Zahid Kotku Hocama oturduğu yerden gülümsüyordu. Çadırın kapısında bir müddet hayretler içerisinde bakakalım.

Nur Kandili

“Gönenli Hocaefendi Perşembe günleri akşam namazını çok kere İskenderpaşa Camii’nde kılar ve Zahid Kotku Hocaefendi’yle namazdan sonra buluşurlardı. Diğer buluştukları mekân her sene hac mevsiminde Arafat ve Mina idi. Arafat duasında Mehmed Zahid Kotku Hazretleri’nin Arapça duasından sonra, Gönenli Hocaefendi Hazretleri Türkçe duaya devam ederdi. Aklımda kalan ve bende çok derin izler bırakan hatıralardan biri de Mehmed Zahid Kotku Hazretleri’nin ‘Ya Rabbi!

Nur Kandili

Hocam ile beraber hac vazifesini yerine getiriyoruz. Mina’dayız, otobüsle geldik. Otobüste Mehmed Zahid Kotku Hazretleri bazı yakınları, Gönenli Hocam ile bazı yakınları ve bizler varız. Yollar çok kalabalık... Bir Zahid Kotku Hazretleri, bir Gönenli Hocam yolların açılması için Salât-ı Tefriciyye’yi otobüsteki cemaate okutuyorlar. Ne olduğunu anlayamadım. Ansızın çadırların yanına gelmiştik.

Nur Kandili

Hem adamın silkmesi hem bu sözlerin şiddetiyle seyyah derviş iyice bir savrulmuş. Sonra zâhid derviş “Ben Hazret-i Şeyh’in bana ne dediğini çok iyi anladım da ondan ağlıyorum. Her gece yatarken acaba ‘Yarın karnımı doyuracak, balık avlayabilecek miyim?’ endişesiyle yatıyorum. Demek ki bu düşünce bâtılmış. Şeyh beni bu hususta îkâz buyurdu. O mübârek zâta gelince... Değil kâşânede oturmasını, saraylar içerisinde, altınlar üzerinde otursa bu şeyh-i kâmil zerresini kalbine sokmaz.

Huzur Defteri 2

Sâime Anne, Abdülazîz Efendi’ye, Hasib Efendi’ye, Mehmed Zâhid Efendi Hazretleri’ne kâtibelik yapmış, Nakşibendiyye’nin Gümüşhânevî koluna mensup ehl-i hal ve ehl-i keşif, sâliha bir hanım sultandı. Birçok defalar kerâmetine şâhid oldum. Kendisine kalben sual tevcîh ettiğimde cevabımı aldığım mübarek bir hanım anne idi.

Huzur Defteri 1

“Bu derviş hakikaten çok zâhidâne kanaatle yaşıyor. Hatta ben şâhidim, nehirden 3 balık tuttu, biri ihtiyacımı görür diyerek diğer ikisini nehre salıverdi. İşte bu güzel ahlâklı zât sizin bir tavsiyeniz olup olmadığını sorar, nasihatınızı bekler. Ben de gidip kendisine sizin söylediklerinizi ulaştırmak için söz verdim.”

Huzur Defteri 2

Bu cevap üzerine seyyah derviş çileden çıkmış. İçinden “Yâhû adama bak! Kendisi kâşânelerde yaşıyor, günde bir balığa tâlim eden zâhid dervişi bir de nasıl töhmetle, ukala şekilde sigaya çekiyor. Yazıklar olsun, bu kadar yol teptim de elâleme uydum, şeyh diye bu adamın yanına geldim.” diye diye söylenmiş durmuş.

Huzur Defteri 2
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü