Tarîkat
Celvetîlik
Eserlerde “Celvetîlik”
Azîz Mahmud Hüdâyî Efendimiz, Âsitâne-i Aliyyeleri’nin altıncı postnişîni Sabûrî Çelebi (1130/1717)’ye âlem-i mânâda; “Hâtemü’l-müctehidîn zuhûr etmiştir. Al bizim postumuzu, dervişlerimizle beraber giderek kendisine emanet et.” demiş; Sabûrî Çelebi de Celvetî Tekkesi’nde -ki Hazret-i Hüdâyî Efendimiz Celvetiyye’nin pîridir bulunan mavi postu alıp seçkin dervişleriyle beraber hânkâh-ı Hazret-i Pîr’e getirerek Nûreddîn Cerrâhî Efendimiz’e teslim etmiştir.
Huzur Defteri 1 ↗
Cenâb-ı Hakk bizleri râzı olduğu hâl üzre eylesin. Kalplerimizdeki masivâ muhabbetini ihraç eylesin. Sadırlarımıza ilhâmât-ı Rabbâniyesini havâle eylesin. Celvette halveti, halvette celveti idrâk ile bizleri insan-ı kâmiller meyânına ilhâk eylesin.
Kırk Mektup ↗
Fahreddîn Efendi Hazretleri’nin hâtıratında geçen bir zât da Bursa’da İsmail Hakkı Tekkesi poştnişîni Şeyh Ahmed Rüşdî Efendi’dir. Hazret Nakşibendiyye’dendir. Celveti Âsitânesi’ne postnişîn olacak ehil bir halîfe bulunmadığından kendisi tayin edilmiştir. Şeyh Fahreddîn Efendi bu zât ile karşılaştığında yanında Bursa Üç Kuzular Tekkesi Şeyhi Abdurrahman Efendi bulunmaktadır.
Huzur Defteri 1 ↗
Beşir Ağa’nın bu ifadesi üzerine padişah, “Böyle bir zâtın İstanbul’da bulunması elzem, hemen bir ferman çıkartalım da bu mübarek zâtın İstanbul’daki bir tekkeye teşrifini sağlayalım.” buyurmuş. Üsküdar Toygar Tepesi’nde Hazret-i Selâmî (i. 1104/1692) Dergâh-ı Şerîfi’ne Celvetiyye meşâyihinden hiç kimse atanmadığından Dergâh’taki şeyh makamı boş kalmış ve acayiptir ki tâyin edilen bazı zâtlar olmuş ise de postnişînlik vazifesini aldığı günün sabahında vefat etmişler.
Huzur Defteri 1 ↗
Hocaefendi Hazretleri, bu salâvat-ı şerîfeyi de çokça okur ve okuturdu. Hatta bu salât, Hocaefendi’nin cemaate fotokopi olarak dağıttığı salâvat-ı şerîfelerdendi. Birkaç kere de bu salâvat-ı şerîfenin 3 kere okunduğunda 60 bin salâvat-ı şerîfeye denk olduğunu zikretmişlerdi. Bendeniz, tedrisat görürken Celvetî pîri ve Rûhu’l-Beyân tefsîrinin sahibi, büyük âlim İsmail Hakkı Burusevî Hazretleri’nin bir eserinde aynı ibareye tevafuk eyledim. Mânâsı dikkatli okunursa herhalde sebebi ve sırrı daha iyi anlaşılır.
Nur Kandili ↗
Asırlardır gönüllere ve dimağlara Kur'ânî nûrlar yağdıran Mesnevî-i Şerîf, başlı başına bir “mürşîd” kitaptır. Elbette ki, Allâh-ı zülcelâl; yeryüzünde, insana, yeryüzünde kendisine halîfe olarak yarattığı insandan tecellî eder. Hazret-i insanın yerini kimse tutamaz ama Mesnevî-i Şerîf başka Asırlardır irşâd faâliyetinde bulunan birçok mürşîd-i kâmil -kendisi Mevlevî olmayıp başka tasavvuf ekollerine mensup olsa dahiçbir zaman Mesnevî-i Şerîf'ten vazgeçmemişlerdir.
18 Beyit Dinle ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…