Mehmed Fatih Çıtlak

Kavram

Hüsnüzan

7 eserde · 14 geçiş 2 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Hüsnüzan”

Hem düşün ki böyle bir topluluk içinde muhakkak gönlü aşk ve muhabbetle lerzan olan(titreyen) biri elbet vardır. Hüsn-i zan(iyi düşünme) bunu gerektirir. Mü’minin dâimâ kalbi hüsn-i zan üzre olmalıdır. Peki öyleyse o meclisteki bir kişi hürmetine dahi Allah Teâlâ orada bulunanları, kendisini muhabbetle, vecdle zikredenler zümresine dâhil eder mi etmez mi?

Kırk Mektup

Ayrıca hüsn-i zan ettiğiniz, emniyetine güvendiğiniz kardeşlerinizden bazılarının evini sohbet mahalli edininiz. Kur’ân-ı Kerîm’de, Cenâb-ı Hakk zulmün arttığı Firavun devrinde, Musa ve Harun aleyhisselâma tebliğin ve sohbetin yapılabileceği evler edinilmesini emretmiştir. Zîrâ cemiyetin nüvesi ev ve âiledir.

Kırk Mektup

İhsan Efendi oğlum! Bendeniz nice analar gördüm, sîneleri Allah(cc) ve Resûl(sas) aşkıyla yanıp tutuşan… Yüzüne baktığında iffetin ve ibâdetin güzelliği yüzünden yansıyan… Gözünde yaş, elinde tesbih, dilinde zikir, duâları reddolunmayan… Ayıpları örten, cemiyeti ıslaha çalışan, gıybetin zînâdan şiddetli bir günâh olduğu şuuruyla herkese hüsn-i zanla ve mürüvvetle muamelede bulunan, Allah(cc) için seven ve herkes tarafından sevilen nice analar….

Kırk Mektup

İbadet, taat yapıp, sohbet meclislerine dahil olup, insanların hizmetine koşup, iyilikte yarışmaktan kasıt nefsimizden azade olup, ruhumuzun çıkmak istediği menzillere hürce çıkabilmesini sağlama gayretidir. Cemalullahın rızası ile, cemalullahın niyazı ile yapılan bu ameller insanı öyle bir noktaya getirir ki, kişi O’nunla anılır hale gelir. Tıpkı Allah dostu olduğuna hüsn-i zan ettiğiniz bir kişiyi gördüğünüzde veya adları geçtiğinde Cenab-ı Allah’ın ve Efendimiz’in (sas) hatıra gelmesi gibi.

Beyaz Mercan Siyah İnci

Kalbinde Allah muhabbeti bulunan bir kimsede kalp çocuğu doğar. Kalp çocuğunun doğuşu ile bu muhabbete agâh olmayanlar arasında farklılık zuhur eder. Salik bu durumda kalp çocuğunu muhafaza etmek için hem sırra hem zahire ait meseleler hakkında sükût etmeli, konuşmamalıdır. Çünkü bu merhale tamamlanmadan konuşması, halk tarafından yanlış anlaşılacaktır. Ya suizan ya hüsnüzanna uğramakla karşı karşıya kalan derviş, her iki durumda da zarar görecektir.

Senin Ramazanın

Hayda… ‘Şimdi bu da nereden çıktı.’ dediğinizi duyar gibiyim. En kötü ihtimalle hüsnüzan eyledim. Evet, Hocaefendi Hazretleri umûmî tuvaletler için tembihte bulunurdu. Belki bu satırları birkaç devlet adamı yahut hocaefendi okur da çok basit gibi görünen bu mühim meseleyi Allah rızası için çözüverir. Mesele şudur: Gönenli Mehmed Efendi tuvaletlerin parayla olmasına ve tuvaletlerin belli bir saatten sonra kapatılmasına fevkalâde muârızdı (karşıydı). Temizlik meselesinden ise çok bizardı (şikâyetçiydi). Şöyle derdi:

Nur Kandili

Hazret-i Pîr’in vakfiyesinde postnişînlik için bazı şartların bulunduğunu hatırlatmak isteriz. Dervişândan en az kırk kişi ve aynı şekilde şeyhlerden de en az kırk kişinin postnişîn adayı hakkında “Şeyhliğe bu zât lâyıktır.” diyerek şehâdette bulunması şartı vardır. Bir başka şart ise âsitâneden evvel başka bir tekkede yahut irşâd halakasında şeyhlik yapmış olması gerekliliğidir.

Huzur Defteri 2

Hocaefendi’ye sorulan cemaat, bir hafta evvel kendisine “İstanbul vekiliyim.” diye gelen kişilerin cemaatiydi. Oracıkta öylece dondum kaldım. Acaba Hocaefendi Hazretleri ne diyecekti? Mehmet Efendi “Evladım, biz bu zatı duyduk ama kendisine hiç mülaki olmadık. Bundan dolayı kendisini şahsen tanımıyorum. Lakin siz gidin, bakın. Sünnet-i seniyyeye uygun ve kalben muhabbet edebileceğiniz bir zat ise bu hüsn-i zanla kendisine müracaat edebilirsiniz. Bizden de selam edersiniz.

Fatih Hatıratı
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü