Kavram
Kutub / Gavs
Eserlerde “Kutub / Gavs”
Allah Teâlâ’nın yeryüzünde âdil hükümdarları olduğu gibi ve yine Cenâb-ı Hakk’ın emrine itâat eden mü’minlerin yeryüzünde belli hizmetlere memur olmaları gibi bir de mânâ âleminde Cenâb-ı Hakk’ın husûsî emirlerine hizmet etmekle mükellef olan bir hükümet-i Rabbânî vardır. Bunlara “kırklar” denir. Bu kırkların en başındaki zâta “gavs”, gavsın yardımcılarına “kutb-ı irşâd, kutb-ı medar” tesmiye kılınır. Gavs ve kutublara “üçler” denilir. Bu iki kutbun iki yardımcısı vardır. Bu zümreye de “yediler” denir.
Kırk Mektup ↗
Meselâ Hızır(as) dâimâ kırkların emrinde bir neferdir. Bazıları demişler ki, enbiyâya Cebrâil nasıl hizmet ediyorsa kırklara da Hızır(as) hizmet eder. Abd-ı âlem, nükebâ, nücebâ, meczûbân gibi zâtlar hep bu hükümetle bir şekilde alâkalıdırlar. Bazen gavs makamında olan kişi iki kutbiyyet vazifesini kendisinde cem eder yani üçler makamını tek başına temsil eder. Nâdiren gelen bu zâtlara gavs-ı âzâm denir.
Kırk Mektup ↗
Şimdi güzel evlâdım! Üçler, yediler, kırklar, kutub, gavs gibi tâbirler tarifle pek anlaşılmaz. Amma bir miktar bahsedelim. Yeryüzünde birçok devlet, birçok idâre şekli vardır. Köylerin, kasabaların bile bir muhtar heyeti, nizamı, intizamı deruhte eden teşkilatı vardır. İnsanlar farkında olmadan Cenâb-ı Hakk’ın âdetullahını taklit ederler. Tabiî ki bir kısım insanlar asr-ı saadet başta olmak üzre bilerek bu nizamı tatbik ederler.
Kırk Mektup ↗
Bu zât, Şeyh Abdülazîz Efendi’nin yanında çok kısa zamanda terakkî eder hatta hilâfete mazhar olur. Daha sonraları “Şeyh Abdal” ismiyle tanınan Hayreddîn Molla Efendi, kerâmât ve kemâlâtıyla herkesin iltifat ettiği bir zât olarak kabul görür. Bu teveccüh artarak devam eder hatta Şeyh Abdülazîz Efendi göçtükten sonra kendisine postnişîn olması bile teklif edilir. Lâkin Şeyh Abdal yani Hayreddîn Molla bu teveccühe teşekkür ederek vazifeden affını ister.
Huzur Defteri 2 ↗
Gerek bu hâdiseden gerekse İmam Şernûbî’nin Tabakat’ında geçen metinden anlaşılıyor ki Hazret-i Pîr 1115 senesinde tâc ve icâzeye mazhar olmanın yanında kutbiyyet makamına da terfi eylemiştir. Malûm, makam-ı kutbiyyeti ikiye ayırırlar: ‘Kutb-ı irşad’ ve ‘kutb-ı medar’. Kutb-ı irşad; mânevî meseleler üzerinde âlemin kutbu olan zâta denir. Kutb-ı medar ise; kevnî hâdiseler üzerine makam-ı kutbiyyette olan zâttır. Bu iki kutbun tâbi olduğu imama ise ‘gavs’ denir.
Huzur Defteri 1 ↗
Hayreddîn Molla’yı almak için askerler Âsitâne’ye girerler. Şeyh Abdülazîz Efendi’ye “Sorumluluğunu ve terbiyesini kabul ediyor musunuz?” diye sorarlar. Şeyh Abdülazîz Efendi de “Bu Molla’yı teslim aldık, bize aittir.” buyurarak Molla Hayreddîn’i kabul eder. Bu zât, Şeyh Abdülazîz Efendi’nin yanında çok kısa zamanda terakkî eder hatta hilâfete mazhar olur. Daha sonraları Şeyh Abdal ismiyle tanınan Hayreddîn Molla Efendi, kerâmât ve kemâlâtıyla herkesin iltifat ettiği bir zât olarak kabul görür.
Huzur Defteri 1 ↗
Hazret-i Pîr’in vakfiyesinde postnişînlik için bazı şartların bulunduğunu hatırlatmak isteriz. Dervişândan en az kırk kişi ve aynı şekilde şeyhlerden de en az kırk kişinin postnişîn adayı hakkında “Şeyhliğe bu zât lâyıktır.” diyerek şehâdette bulunması şartı vardır. Bir başka şart ise âsitâneden evvel başka bir tekkede yahut irşad halakasında şeyhlik yapmış olması gerekliliğidir.
Huzur Defteri 1 ↗
“Her devirde bir kâim olan, Allah dostu vardır. Gavs-ı Âzam denilen bir sâhib-i zaman vardır, onun hükmü yürür. Ta kıyâmate kadar İster Ömer'in neslinden, ister Ali'nin neslinden olsun bir kâim imam mutlaka olacaktır.”
18 Beyit Dinle ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…