Zât
İmâm-ı Rabbânî
Eserlerde “İmâm-ı Rabbânî”
Yani ezcümle velâyet-i vehbî sınıfına mensup olan Allah velîleri rûhlar âleminde, ervâh-ı enbiyaya (peygamberlerin rûhlarına) en yakın hâlde bulunup bu sırla, aynı, peygamberlerin sonradan nebî ve resûl olmamaları gibi onlar dahi velâyet makamına sonradan çıkmış insanlar değildir. Bu cilve-i Rabbânî ve hikmet-i ilâhînin bir tezâhürüdür. Bunun akıl ile îzahı mümkün değildir.
Kırk Mektup ↗
Osmanlı’ya matbaa yüz sene geç girmiş diye kafa yorarlar, bugün haftada yüzlerce kitap basılıyor da ne oluyor? Osmanlı’da belki bir kitaptan bir şehirde, sadece bir tane varmış ama koca şehirde onu okumayan yokmuş. O kitap elden ele dolaşarak ciddiyetle okunurmuş, hususi meclisler kurulurmuş. Bugün elimizde İhyâ-ı Ulûmiddîn var, Füthu’r-Rabbânî var; Hikem-i Atâiyye var da başımız göğe mi eriyor?
Beyaz Mercan Siyah İnci ↗
Mesnevî sohbeti veya dersinin sonunda okunması âdet olunan dörtlükteki ifâde “Vahy-i Hakk” yerine “İlhâm-ı Hakk” olsa idi bu münâkaşalar olmazdı. Olmazdı ama Mesnevî'deki ilâhî gerçekler ve Hazret-i Mevlânâ'nın yüceliği de tam mânâsı ile anlatılamamış olurdu. Buradaki “Vahy-i Hakk” kelimesini İlhâmât-ı Rabbânî -Allah'ın lûtfettiği doğuşlarolarak doğru anlamalıyız. Gayrisi yanlıştır. Hazret-i Mevlânâ, Hakk'ın lûtfu ile Hakk'ın hakîkatini anlatmıştır Mesnevî-i Şerîf'inde
18 Beyit Dinle ↗
Kıymetli İhsan Efendi oğlum! Cenâb-ı Hakk taklitlerimizi tahkîk eylesin. Taklit ile tok gibi görünüp aç olmaktan muhâfaza eylesin. Taklide gözümüzü açıp da tefekkürlere gözümüzü yummaktan muhâfaza eylesin. Aklımızı, kalbimizi pürnûr eylesin. Kalplerimizdeki ucûbât-ı şeytaniyyeyi, sadırlarımızdaki vesâvis-i nefsâniyyeyi izâle edip ilhâmât-ı Rabbânîye’sini gönüllerimize havâle eylesin. Ölmeden evvel nefsini muhasebeye çeken, hesap gününden evvel kendi hesabını görmeye çalışan âkil ve sâlih mü’mînlerden eylesin.
Kırk Mektup ↗
“Bu zamanda tasavvuf ve aşk ne lâzım? Müslümanların örgütlenmesi ve bu küfür, haram sisteminin ortadan kaldırılması için dinamik kadrolar lâzım. İnsanları örfle, âdetle, Hayy Hû ile oyalamayın. Para, pul, mevki, makam lâzım. Bu âlemde sözü geçen insanlar muktedir, dirayetli, güçlü, uyanık kişilere ve gençlere kavuşmamız lâzım.” diyenlere soruyorum. Hangi idrakle, hangi şahsiyetle? Bu zamanda Mesnevi, Hikem-i Atâiyye, Mektûbât-ı Rabbânî okunmayacak da ne okunacak?
Küfür Fedaisi ↗
Evliyâ bendesi İhsan Efendi oğlum! Bu mevzû inşallah diğer mektuplarda farklı farklı beyân edilecektir. Anlattığımız hep bundan ibârettir lâkin şu kadarını da söyleyelim ki; kemâl mertebelerinde yakîn hâller müşâhede edilirken derviş anlar ki ortada nefis de yokmuş, rûh da. Bir âlem için “var” olan başka bir âlemde “yok” olarak müşâhede edilebilir. Bunlar cilve-i Rabbânî’dir yani Rabb’ül-âlemîn’in kendisini tanıtmak için kuluna meşk ettiği dersler mesâbesindedir.
Kırk Mektup ↗
Allah velilerini anlatan kitapları okuyun, sonra da gelip Hasan Efendi’yle iki kelam edin, huzurunda bulunun. Okuduklarınızın canlı bir numunesi olarak karşınızda bir veli zatın bulunduğuna yemin edecek kadar gönlünüz mutmain olurdu. Bu zat-ı âli sabah namazından önce, Mektubât-ı Rabbani’den sohbet yapar, ders işler, Ramazan ayında da mukabele-i şerif okurdu. Samimi söylüyorum, cüz tamam olunca biz üzülürdük. İnsanı dinlendiren, fevkalade akıcı, tane tane, muhteşem bir kıraat ve tilaveti vardı.
Fatih Hatıratı ↗
Herkesin aşkı kendi miktarıncadır. Gülün dikenleri arasından fırlayıp bülbüle nazı, güllüğündendir. Bülbülün bütün dikenlere rağmen güle niyâzı da, bülbülâne aşkındandır. Af buyurun, bir merkebin toz toprak içerisinde yuvarlanıp anırması da kendi aşkındandır; ama kendi lisânıyla, eşekçesine Bu, şuna benzer;
18 Beyit Dinle ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…