Mehmed Fatih Çıtlak

Yer

Konya

3 eserde · 14 geçiş 124 sohbet ânı
Bu kavramı arşivde ara
Kitaplardan

Eserlerde “Konya”

Çalışmaları göze batmaya başlayan ve takip altına alınan Hocaefendi, 1931 senesinde Kur’ân-ı Kerîm ve Arapça dersleri vermek üzere Konya’ya davet edilmiştir. Bu davet üzere Konya’ya gitmiş ve orada bazı âlimlerle tanışmıştır. Konya’ya geldiği zaman bıraktığı intiba, merhum Ali Ulvi Kurucu Bey’in hatıralarında nakledilmektedir.

Nur Kandili

Sultânü’l-Ulemâ Bahâuddîn Veled Hazretleri beraberindekilerle birlikte Nişâbur üzerinden Bağdat’a, oradan Mekke-i Mükerreme’ye gelerek hacc yaptıkları, sonrasında gittikleri Medine-i Münevvere’de Âlemlerin Sultanı’nı ziyaret ettikleri bilinmektedir. Kayıtlara göre kâfile, hac dönüşü Kudüs’te Mescidü’l-Aksâ’yı ziyaret ettikten sonra Şam, Halep, Malatya, Erzincan ve Akşehir üzerinden şimdiki ismi Karaman olan Larende’ye gelir.

Beyaz Mercan Siyah İnci

Hocaefendi bundan sonrasını şöyle anlatırmış: “‘Teşekkür ederim kardeşim, ama sen beni tutukla.’ dedim. Hazırlıklarımı yaptım. Hanıma ‘Çantama çokça çamaşır koy, Konya’ya Mevlid okumaya gidiyorum. Biraz geç döneceğim.’ diye söyledim. Vazifeliye de ‘Yarın gel, gidelim.’ demiştim. Evden ayrılırken üzerimdeki yirmi lirayı eve bıraktım. Allah’a ısmarladık dedim ve teslim oldum.” Hocaefendi o gün Denizli Hapishanesi’nin yolunu tutmuş.

Nur Kandili

Sonra Mutribhânede kısa bir Kur'ân-ı Kerîm okunur; Fâtiha okunmaz. Şeyhin kürsü üzerinden okuduğu “Post Duâsı” sonunda Fâtiha okunur. Şeyh, kürsüden inerken, herkes yer öpüp ayağa kalkar ve kıbleye göre semâhânenin sağ tarafında yerlerini alırlar. Çok ender olarak Mesnevî şerhi yapılma­mışsa, bu yer alma namazdan sonra olur. Post duâsı da posta oturulunca yapılır. (1950'li yıllardan sonra Konya'da her yıl yapılmakta olan Mevlâna İhtifallerindeki Semâ Âyininde bu yer alış ve sonrası sergilenebilmektedir.)

18 Beyit Dinle

Bir müddet sonra Hazret-i Şems, Şam’dan mektup gönderince Hazret’in orada olduğunu anlamış ve oğlu Sultan Veled’i Şems Hazretlerini getirmesi için Şam’a göndermiştir. 8 Mayıs 1247 tarihinde Tebrizli şems tekrar Konya’ya gelince o da af dileyenlerin affını kabul etmiş ve altı ay Hazret-i Mevlânâ’nın medresesindeki hücresinde ma’rifetullâha dair sohbet etmişlerdir. Dedikodular tekrar başlayınca Hazret-i Şems, 1247 senesinin Aralık ayının bir Perşembe günü yeniden ortadan kaybolmuştur.

Beyaz Mercan Siyah İnci

Mutrib peşrev çalmaya devâm ediyordur. Peşrev, yürüyüş sırasında bitse bile tekrar başa dönülerek çalınmaya devâm edilir. Üçüncü devirde sırasının sonundaki semâzen, şeyhi beklemeden selâmını verip yürümeye devâm eder. Onun sıradaki yerini alması ile berâber şeyh de postuna geçmiş olur. Bu anda kudûmzenbaşı peşrev çalmaya son verilmesini işâret etmek için kudûme hızlıca birkaç defa vurur ve sâdece makâmı gösteren bir iki cümlelik çok kısa bir ney taksimi yapılır.

18 Beyit Dinle

Şeyhinin vefatından sonra Hazret-i Mevlânâ medresede ders verip talebe yetiştirmeye başlamış bir taraftan da mürîdlerine mürşidlik yapmıştır. Şeyhinin vefatından beş yıl kadar sonra Şems-i Tebrizî ile karşılaştığı kayıtlarda yer almaktadır. Hazret-i Şems, Cenâb-ı Pîr Hazret-i Mevlânâ’yı tanıyınca; “Ben aradığımı Hüdâvendigârım Mevlânâ’da gördüm.” deyip Konya’da kalmıştır. Hazret-i Mevlânâ ile Hazret-i Şems buluştuktan sonra Selâhaddîn Zerkubî Hazretleri’nin hücresinde altı ay sohbet etmişlerdir.

Beyaz Mercan Siyah İnci
Bağlam

İlgili kavramlar

Eserler

Geçtiği kitaplar

Menü