Kavram
Teslîm
Eserlerde “Teslîm”
Şimdi işin manevi havasını dağıtmayalım. Gelelim hadis-i şerif derslerine… “Cennet bahçelerinden bir bahçe” denir ya, vallahi ve billahi aynen hadis-i şerifte tarif edilen bir cennet bahçesiydi İskenderpaşa’daki Râmûzü’l-Ehâdîs dersleri. O kadar insan üst üste, ancak oturabilecek bir mekânda ve hani ayağını değiştirecek olsa yer yok. Münbit ve mükemmel bir üzüm salkımı gibi, insan daneleri üst üste, iç içe geçmiş, herkesin üzerinde gülden bir koku.
Fatih Hatıratı ↗
Efendimiz Hazret-i Cabir’e (ra) buyurdular: “Git, insanlar arasında şöyle nida et: Bir kimse yakinen inanarak veya ihlasla, samimiyetle ‘La ilahe illallah’ diye şehadet ederse onun için cennet vardır.” (Râmuz el-Ehâdis)
Senin Ramazanın ↗
Hazret-i Şeyh de “Benim tevekkülüm ve teslimiyetim Allah’adır(cc). Sen O’nun(cc) âciz mahlûkatından birisin. O(cc) dilerse kuluna istediğini yapar. Cenâb-ı Hakk’ı zikretmekten bir an bile ayrılmamışım. O(cc) ister lûtfeder ister kahreder. Ben emrine râm olmuşam.” deyince yılan Hazret-i Şeyh’in önünde cansız bir ip hâline dönüşmüş. Hazret-i Pîr bunun üzerine halka nidâ etmiş:
Kırk Mektup ↗
Seyr u sülûka giren derviş, kalp kadehini esmâ-i ilâhînin zevkiyle doldurur. Aklı fikri, sıfat-ı ilâhîyenin sırrıyla meşgul olur, aydınlanır. Ve kendisindeki cüz’î irâde, küllî irâdeye râm olur, Cenâb-ı Hakk’ın rızasını da burada tahsil etmeye âgâh olup ef’al ve zâttan haberdar olur. Gayriyle meşgul olamaz. İşleri güçleri sadece bu yolun sermesti olmaktır. Onlara dışardan bakanlar, aklı gitmiş meczuplar görürler. Hâlbuki onların yaptıkları Âlemlerin Rabbi’nin zikrinden başka bir şey değildir.
Aşkın Bir Noktası ↗
Pek kıymetli evlâdım! Seyr u sülûkta tesbihâtın artmasına veyâhut artmamasına sevinip üzülmeyesin. Bazen kişiye yukarıda beyân ettiğim gibi hasta olduğundan da ilaç verebilirler. Şeyhler bu hususta bazen perhiz ve tehir eder, bazen de bol keseden dağıtabilirler. Sen yoldaki istikâmetine, inkıyâdına bak. Sultanlar bazen umûmî olarak makam, mevki, mansıb dağıtırlar. Bunun iyiliğini kötülüğünü sen bilemezsin. O hâlde hizmet ve vazifene sıkıca sarıl.
Kırk Mektup ↗
Mehmet Zahit Efendi Hazretleri’nin Râmûzü’l-Ehâdîs sohbetlerinde neleri anlattığını sorun, cümlenin başını söyleyin, sonunu size fakir söylesin. Hocaefendi insanın ruhuna sözleri çakardı. Öyle bir himmet ve feyizle konuşurdu ki kalp o sohbetleri kundaklar, içinde besler, büyütürdü. Haddine mi düşmüş birisi camide sayha atsın! Zaten yapamazdı. Ne oranın manevi ağırlığı ne Hocaefendi’nin nazarları ne de o cemiyetin agah insanları asla bunlara müsaade imkânı tanımazdı.
Fatih Hatıratı ↗
Fahreddîn Efendi Hazretleri, Sertarîk Ali Haydar Efendi’nin Râmi’deki konağına Cumartesi günleri giderek orada zikir ve sohbet halakası uyandırırmış. Fakat bu gidiş ve gelişler aslında çok normal bir şekilde cereyan etmezmiş. Mesela konağa, Şeyh Efendi’nin cübbesini Âsitâne-i Hazret-i Pîr’de zâkirbaşılık yapan, dervişi Necati Efendi, tâc-ı şerîfini de Âsitâne’de sâkilik vazifesi yapan Osman Efendi getirirmiş. Osman Efendi, Necati Efendi’nin ağabeyidir.
Huzur Defteri 1 ↗
Ali Rüştü Hocam kahkaha denilebilecek şekilde tebessüm etti yani epeyce güldü. Tam reddedildiğimi ve alay edildiğini düşünecektim ki hocam ensemden çekerek, eliyle başımı okşayarak “Hadi gel bakalım, bu yaşta, bir de böyle talebemiz olsun.” buyurarak caminin karşısındaki meşrutaya, ders yapılacak odaya beni aldı. O günden sonra oradaki abilerin de teşvikiyle İskenderpaşa’ya cumartesileri de gelir gider oldum. Birkaç sene sonra da Râmûzü’l-Ehâdîs derslerine gitmeye çalıştım, düzenli takip ettim.
Fatih Hatıratı ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…