Kavram
Riyâzet
Eserlerde “Riyâzet”
Efendimiz(sas) ile ashâb-ı kirâm arasındaki dereceler bile farklılıklar arz etmektedir. Sahâbînin hepsi yıldızdır amma bazıları gökyüzünü aydınlatan, ismiyle, ışığıyla hemen fark edilen yıldızlar gibidir. İşte bu da gösterir ki Allah Teala rûhlar âleminden bazı kimseleri husûsî seçmiştir. Lâkin ekserîsi için mücâhede ve kulluk kapısı ardına kadar Efendimiz’le(sas) açılarak, Cenâb-ı Hakk’a yakınlık için istikâmet gösterilmiş, hepsi bu mücâhedeye, mücâdele ve imtihâna sevk edilmiştir.
Kırk Mektup ↗
Hakk Teâlâ kendisini isteyen âşıklara seyr u sülûkta mücâhede kapısını açar. Hizmet etmek, nefs ile cihat etmek; Cenâb-ı Hakk’ın bizlere bahşettiği en büyük fırsattır. Her birinin ardında Cenâb-ı Hakk’ın tecellileri bulunmaktadır.
Huzur Defteri 2 ↗
O hâlde çürüyüp kokuşmaktansa fırsat elde iken kesim, biçim, budama ve mahsulü devşirme işleri yapılmalıdır. Yani kişi riyâzat, mücâhede, nefis terbiyesi, hizmet, infak ve rızayı tahsil edebilecek gayret içerisinde teneffüs etmelidir.
Küfür Fedaisi ↗
Cevap olarak diyebiliriz ki bin kişiden en fazla on kişi ezelden rûhlar aleminden seçilmiş “vehbî velâyet” sırrına mazhardır. Bu zâtlar âdetâ yolları aydınlatsın diye kandil gibi sırât-ı müstakîmde rehberlik etmişlerdir. Mütebâkîsi yani geriye kalan dokuz yüz doksanı hep mücâhede, gayret ve dikkatle yolda bulunmakla velâyet mertebesine ermiş kimselerdir.
Kırk Mektup ↗
Herkes şu veya bu şekilde bir gün ölecektir ve herkes hayatında niyetine, emeline göre bir şey uğrunda mücadele edecek hatta çarpışacak, savaşacak; kimisi de mücâhede ve cihad edecektir. Kalp ve mana sâhibi olanlar ile kalpten mahrum yahut içinde nifak olanlar arasında elbette farklılıklar olacak, yaşadıkları gibi ölecek, öldükleri gibi haşrolacaklardır.
Küfür Fedaisi ↗
İşte böyle kul gafletten kurtulsa bile her makamda ve her menzilde muhakkak gafletle imtihân olur yâhut mücâhede eder. Meselâ esmâsını bilir amma sıfatından gâfil olur. Sıfatı bilir de ef’alinden gâfil olabilir. Ef’ailine âgâh olur belki zâtına karşı gâfil bulunabilir. Her makamın kendine göre âgâh olma hâli ve gaflete düşme tehlikesi vardır.
Kırk Mektup ↗
Meğer bu kâfir nefsiyle senelerce uğraşmış ama bazen ona bu mücâhede yani nefsini terbiye etme gayreti de perde olmuş. Musa Aleyhisselâm’ın Tur Dağı’ndaki tecelliye mazhar olması gibi, hiç ummadığı bir vakitte, hayâl etmediği bir menzilde Rabb’inin tecellisine derviş mülâki olurmuş. Sonra beden, nefis gâilesinden kurtulması ayaklarından nalınları çıkartmak gibi kolay gelirmiş.
Huzur Defteri 2 ↗
Nefis hiçbir zaman vermekle terbiye olmaz. İsteklerinden mahrum bırakılarak nefisle mücâhede edilir ve bu cenkte muzafferiyet ancak böyle mümkündür. Fâni cihânın biraz sevkleriyle, biraz diğer işleriyle uğraşmakla istikâmet üzre yahut doğru yolda sâbit kadem olunmaz. En azından beden bu dünya işleriyle meşgul olurken kalben fâni âlemin her türlü nakışı, işleri kalpten silinmelidir. Bu ancak kesin bir kararla olur.
Huzur Defteri 2 ↗
Dinlenebilir ânlar
Tümü ↗Sohbet arşivi taranıyor…